Ben, Hayat ve Arkadaşlar

07:44


Ahh nereden başlasam nereye varsam hiç bilmiyorum. O kadar uzun zaman oldu ki buralara yazmayalı ne desem de nereden tutup çeksem kavuştursam cümleleri bir türlü sıraya koyamadım. Kronolojiye çok takılmadan anlatmaya başlayacağım. Uzun bir yazı olacak bir sigara yakın. 
Bu yıl tıp fakültesinde ki en iyi senemi yaşıyorum, not ortalamam en yüksek seviyede, çok çalışıyorum. Beni gerçekten sevdiğine emin olduğum arkadaşlarım ve daha sakin bir annem ve ablam var. 
Bu sene fakültede ki son senem ve seneye hastaneye geçiş yapacağım. İleri de ki 3 sene eğitimim hastanede devam edecek. Bu yüzden önlük giyme töreni adında bir tören yaptık ve çok güzel geçti. Törende ki görünümünden gerçekten çok memnun kaldım. İlk defa tam anlamıyla kendimi beğendim diyebilirim. Başkaları da böyle düşünmüş ki 2 kişi önlük giyme töreninden sonra beni instagramdan ekledi ve biri hatta mesaj bile attı. Bununla övünmek istemiyorum ama övünmem lazım çünkü ilk defa instagramdan birisi bana yürüdü. Bir sınıf arkadaşımın arkadaşıymış, arkadaşı için törene gelmiş; törende beni görmüş ve beğenmiş, törenden sonra da instagramdan ekleyip mesaj attı. Küçük bir şoktan sonra ben de cevap attım ve baya bir süre konuştuk. Bir gün sonra da bir yerde oturup tanışıp muhabbet ettik. Çok iyi bir insandı ama çok fazla ilerleyemedi tanışıklığımız çünkü aynı gün içinde antepi terk etmek zorundaydı. Ama hala mesajlaşıp konuşuyoruz, iletişimi koparmamaya karar verdik.
Martın sonuna doğru doğum günüm vardı. Doğum günümün sabahı hiç kimse benle ilgilenmedi doğumgünümü bile kimse kutlamadı. Hatta en yakın arkadaşım Mali bile ben ders çalışacağım deyip kütüphaneye gitti. Ben de saat 3 gibi alışveriş merkezine gittim ve votka aldım, onu da avmnin tuvaletinde su şişesine doldurup içmeye başladım. Bir yandan içtim bir yandan da neredeyse tüm Antep'i dolaştım, aynı zamanda da telefonumdan bulabildiğim tüm depresif şarkıları dinledim. Bir ara yağmur da yağmaya başladı, o an hayatım tam 3. sınıf ergen dramasına dönmüştü. Ben çok kötü sarhoş oldum tabi. Buradan sonrasını ayılana kadar çok iyi hatırlamıyorum. Mali geldi arabayla beni aldı, Senfoni adlı bara gittik. Ben daha bara girmeden votkayı kustuğumu hatırlıyorum. Sonra bara girdik ve karşımda 30 kişiyi bir anda görünce şoka girdim. Gözlerim kusmaktan ıslanmıştı, millet de benim duygulandığım için ağladığımı sandı. Herkese tek tek sarılıp sizi çok seviyorum demeye başladım. İçtik, dans ettik, şarkı söyledik. Hayatımın en olaylı günlerinden biriydi sanırım. Hiç unutmayacağım doğum günlerimden biri oldu.
Kendimi duygusal olarak eğitmeye çalışıyorum. Artık duygularımı nasıl hissediyorsam karşımdakine söylüyorum. Yanlış anlamayın hiç bir zaman duygular hakkında konuşamayan öküz bir maço değildim.  Fakat aynı zamanda da karşımdaki insanların duygularını önemsesem de ne bunu karşıya hissettire biliyordum ne de ben hissettiğim duygularımı karşı tarafa doğru dürüst aktarabiliyordum. Artık seni seviyorum diyorum arkadaşlarıma, bunu yapmaya başladığımdan beri hiç  daha önce kimseye seni seviyorum demediğimi fark ettim ama gerçekten seviyorum bazı insanları. Umarım onlarda beni seviyordur, çünkü öyle diyorlar. Artık kimseyle tartışmaya girmiyorum, en fazla uzaklaşıyorum insanlardan. İnsanlarla tartışmak için gerçekten fazla zamanın olmadığını fark ettim. 
Yaklaşık bir saat sonra yola çıkacağım. Çünkü 2 haftalık sağlık ocağı stajımız var ve benim atandığım sağlık ocağı otuırduğum yerden gitmesi tam tamına bir buçuk saat sürüyor. Sağlık ocağı stajı bana çok şey öğretti. Mesela Kürtçe ve Arapça öğrenmek özellikle antepteyseniz  ve doktorsanız neredeyse mecburiyet. Eğer kenar mahallede görev yapıyorsanız gelen hastalarınızın yarısı Kürt yarısı Suriyeli mülteciler.
En yakın arkadaşım (adı turuncu olsun, daha önceki yazılarda ne dediğimi hatırlamıyorum, belki direk adını vermişimdir) Turuncu ile sürekli sevdiği oğlanın evinin önünden geçiyoruz arabayla. En son dondurma alıp, arabayı çocuğun evini gören ara sokağa çekip, oğlanın evini izledik. Bir yandan çocuğun evine bakıyoruz, bir yandan dondurma yalıyoruz, bir yandan da telefondan ben Yıldız Tilbe açtım onu dinliyoruz. Çocuk bizi bir kaç kere de yakaladı daha önce, orada o halde görse kesin sapık diye polisi arardı. Ama şanslıyız dondurmaları yalamayı bitirdikten sonra göt korkusundan hemen tüydük. 
Bu yıl bir arkadaşımla da çok samimi oldum. Bu arkadaşlık ilişkilerimden benim biraz size bahsetmem lazım, yeni biriyle samimi olma olayını açıklamadan önce. Benim antepde kardeşim diyeceğim, kendimden çok sevdiğim Oynak, Mali, Turuncu ve belki onlardan daha değerli ama sürekli görüşemediğim Çaydanlık adı vereceğim toplam 4 ''bff'' lakabına uygun arkadaşım var. Onun dışında da 3 kişi var çok yakın arkadaşlarım diyeceğim, başta ki 4lüden tek farkları zaman. Samimi olalı 1 yıl oldu çünkü bu 3 kişiyle, zaman gösterecek yukarıda ki 4lü 7li olacak mı? Onun dışında bu yıl adını Pinokyo koyacağım bir arkadaşımla çok çok hızlı bir şekilde samimi oldum. Sanırım kendimi ruh olarak hem en yakın hem de en uzak hissettiğim insan kendisi. Sohbet ederken, yanındayken hiç sıkılmıyorum ve inanın ben insanlardan çok kolay sıkılırım. Kendisiyle hayata bakış açımız hem dünyalar kadar ayrı hem de aynı yola başını koymuş devrimci gençler gibi aynı. Kendisinin dünyanın en ilginç insanı olması da arkadaşlığından aldığım zevki artırmıyor desem yalan olur. Kendimden daha ilginç bir insanla takılmak, benim için çok güzel bir deneyim oluyor, ki böyle insanlarla da çok karşılaşmıyorum. Bu salak insanla haftanın yaklaşık 4günü sabahlara kadar oturup, çay içiyoruz ve dünyanın en saçma muhabbetlerini ediyoruz, en saçma şarkıları dinleyip, youtubedan artık kaldırılması gereken videoları izliyoruz. Bazen Pinokyoyu çözemediğim için, yanında çok eğlendiğimi düşünüyorum, puzzle etkisi gibi biraz. Yapması zevkli, olay tamamen devam etmek, ama bazen doğru parçayı bulamamak da sizi çileden çıkarabilir gibi. Bana doğum günümde duş başlığı aldı diyeyim siz anlayın gerisini. Bir arkadaşla hızlı bir şekilde samimi olmak da hep gerer beni, hızlı kurulan ilişkiler hızlı yıkılacak gibi geliyor bana. 
Başımdan geçen bir iki kötü olay yüzünden psikologla görüşmeye başladım. Concerta adında kullandığım bir ilaç vardı, onu almamı engelledi ilk olarak. Onun aracılığıyla da bir psikiyatrla görüşmeye başladım. 2 tane ilaç kullanıyorum beni ne hale getirdiği hakkında çok bir fikrim yok ama pek de düzenli kullanamıyorum. Bu psikolog görüşmeleri de hayatımda gerçekten nerede olduğumu bilemediğim konular. Ne kadar kendimi bu yönlerimle sevmeye çalışsam da bir şekilde, tökezliyorum gibi bu nedenlerden dolayı. Bu konularda neredeyse hiç bir arkadaşıma bahsetmediğim, bahsedemediğim konular olduğu için buraya yazmak şu an için çok doğru hissettirmiyor.
Onun dışında yaz geliyor ve benim 2 aylık bir tatilim var. Ne yapacağım konusunda hiç bir fikrim yok. Acaba İstanbul'da değişik bir staj bulabilir miyim diye düşünüyorum. Tıpla ilgili de olabilir olmayadabilir bu konuda bir fikri ya da yardımı dokunabilecek varsa benle iletişime geçerse çook sevinirim. 
Lakabını Asena koyacağım hazırlıktan beridir tanıdığım bir arkadaşım var. 5 yıldır iletişimi hiç koparmamıştık. Ama bu sene onun çabalarıyla çok daha fazla görüşmeye başladık. Ben fark etmemiştim ama kızı yanımda gören arkadaşlarım senden hoşlanıyor olabilir dedi. Benim de daha önce böyle bir şey başıma gelmediği için hiç ama hiç ihtimal vermedim. Ama sonradan küçük küçük ipuçları verdi bana, ben anladım. Beni çok uyardılar doğru olan arana mesafe koyman eğer sende aynı şeyler hissetmiyorsan diye. Ben yine bok yedim ve görüşmeye devam ettim. Bu konuşmalardan yaklaşık bir hafta sonra kavaklık parkına yürüyüşe gittik Asena ile, tabi olay sonradan bizim çimlere oturup yürüyüş yapan çiftlerle dalga geçmemizle son buldu. Ben kola içip çekirdek yerken Asena bir anda yaklaşık yarım saatlik bir konuşmayla benden neden hoşlandığını, neden ikimize bir şans vermem gerekiğini üstü kapalı bir şekilde anlattı. Bense geçen insanları, laleri izlemeye devam ettim. En sonunda Asena taş olsa anlardı Lazy deyince, mecbur olayı idrak ettiğimi göstermek ve bir cevap vermek zorunda kaldım. Kekeleyerek, doğru dürüst tek bir cümle kuramadan onu öyle görmediğimi anlatmaya çalıştım. O anda ikimizin oturduğu banktan yayılan buz gibi soğukluk lalerin hayatından 2 hafta çalmıştır. Hala arada görüşüyoruz ama aramız hiç bir zaman eskisi gibi olamayacak gibi hissediyorum.
Öyle yazmadığım zamanda hatırladığım kadarıyla hayatımda olan anlatmaya değer şeyler bunlardı sanırım.

İlgili Yayınlar

5 yorum

  1. geç olsa da doğum günün kutlu olsun....

    YanıtlaSil
  2. Off şu yazıların tadından yenmiyor Otter. Ben seni okumayı çok özlediğimi fark ettim. Yanlış hatırlıyor olabilirim ama bilgisayarın bozulmuştu sanırım, düzeldi mi? Bir arkadaşın sana açıldığı zaman ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemeyip her türlü işin batması var. Bu durumdan her iki taraf da en az hasarla nasıl çıkar hiç bilmiyorum ama çözümü bulan varsa bana da söylesin.
    Pinokyo'ya aşırı merak ettim. Duş başlığı hediye etmek, kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Ama belki sende olmadığını filan fark ettiyse ihtiyaca yönelik bir hediye olarak düşünmüş olabilir. :D

    Arkadaşlarınla, okulunla ve en önemlisi kendinle aranın çok güzel olduğunu görmek beni mutlu etti. Umarım daimi olur ve hep sen böyle hayatla barışık olursun. :)

    Son ama hepsinden önemlisi: İyi ki doğun! İyi ki varsın! İyi ki seninle tanışmışım!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Roro, hala beni okuyan insanların olduğunu bilmek güzel bu arada telefonumu değiştirdim orada numaraların çoğunu kaybettim umarım senden yeniden numaranı istememe kızmazsın. :)

      Sil
  3. Daha önce de söyledim, yemin ederim oğluma çok benziyorsun. Şu cümlende koptum çünkü tam Orhun'un söyleyeceği türde:"Törendeki görünümünden gerçekten çok memnun kaldım. İlk defa tam anlamıyla kendimi beğendim diyebilirim. Başkaları da böyle düşünmüş ki 2 kişi önlük giyme töreninden sonra beni instagramdan ekledi ve biri hatta mesaj bile attı." :)
    Okulun ilk yıllarındaki karamsarlığının dağıldığı çok belli. Tüm samimiyetimle söylüyorum ki sevindim. Yolun açık olsun. Ve arada yaz:)

    YanıtlaSil