Kütüphaneler, Arkadaşlar, Hastane

05:00


Evimi özledim, merkezi kütüphane de akşama 10'a kadar sonra da hastane kütüphanesine geçip gece yarılarına kadar çalışmaktan evime adımı atamıyorum. Buffy'de özlüyor beni, sıkılıyor evde tek başına. Ben de onu özlüyorum. Vicdan azabı da çekiyorum dışarı da bu kadar oyalanınca ama evde de ders çalıştırmıyor, geliyor notların falan üstüne yatıyor.
Bu aralar arkadaşlarımla aram pek iyi değil sanırım. Benlik bir şey yok aslında, onlara karşı küçücük bir kırgınlığım bile yok, ama bazı şeyleri çok uzatıyorlar. Onlar bana kırılmış aslında, bir şey yapmadım ben ama sanırım hiç bir şey yapmamam en büyük sorun. Ama gerçekten bu aralar ne kimseye ayıracak vaktim var ne de üzerine çok düşenecek zamanım. Yaklaşacak komite sadece totomu tutuşturuyor. Dışarı da tek düşünebildiğim dersler eve gelince de sadece buffyle oynamak, huzurla uyumak ve müzik falan dinlemek istiyorum.
Ben sanırım bir de şeyi fark ettim kim benle ilgilenirse onun rüzgarına kapılıyorum. Sevgili falan anlamında demiyorum yanlış anlamayın arkadaş anlamında. Birisi her gün arayıp, mesaj atıp, gelip sabahın köründe arabayla beni evin önünden alıp kütüphaneye götürünce. Beraber şehri turlayıp bira falan içince o insanla her zaman görüşmek zorunda gibi hissediyorum kendimi. Görüşmek istemediğim zamanlar da bile yanında olmak zorundaymışım gibi geliyor. Belki de böyle hissetmemeliyim ya da hissetmeliyim bilmiyorum. Herkese değer veriyorum ama herkese ayıracak kadar vaktim yok. İremle neredeyse 1 aydır görüşmüyoruz, sürekli arayacağım ama aramıyorum neden aramıyorum bende bilmiyorum ama aramam lazım o hep beni arıyor kırılmışsa da haklı kız. Arayıp gönlünü almam lazım. Sanırım benim iyi arkadaşlarım var ama ben çok fazla insanları düşünmüyorum ve gerçekten de vaktim yok.
Bu gece hastanede kedi gördüm yanına gitmeye çalıştım ama korktu benden. Hastanenin içinde kedi olması da hiç sağlıklı bir durum değil ama kimsenin umurunda değil sanırım. Güvenliğe abi içeride kedi var haberiniz olsun dedim, her zaman var zaten dedi. Dışarıda da yağmur yağıyordu bugün belki de o yüzden geldi içeri. Çok tatlıydı. Bugünün en güzel olayı buydu sanırım. Böyle acil girişinin önünde ders aralarında arkadaşlarla sigara içiyoruz bir de onu seviyorum. Böyle boş beleş muhabbetler falan, keşke hayat böyle boş belet muhabbetlerle geçse.
Bu sabah çok kötüydüm neredeyse ağlayacaktım ama ağlamadım. Çıktım çalışma salonundan, elimi yüzümü sildim kütüphanenin lavabosunda. Dün gece 4'e kadar hastanenin kütüphanesinde ders çalışmıştım bugünde sabah 10da kalkıp merkeziye gittim, yolda da giderken poğaça falan yedim yağlı yağlı bu kadar yorgunluk ve dolu mide çarptı sanırım.

İlgili Yayınlar

1 yorum