İstanbul Tatili, Bir Takım Saçmalıklar

07:33


Merhaba nasılsınız, uzun zamandır buralara gelemiyordum çünkü sonunda tatil amaçlı bir şeyler yaptım. Blogu az çok takip edenlerin bildiği gibi ameliyat olmuştum. Ameliyatdan sonra düzeldiğimden emin olduktan sonra ablamın yanına İstanbul'a tatile gitmeye karar verdim. 
İstanbul'a gitmeden önce son bir kez doktorda kontrolümü yaptırmak istediğim için, uçak biletimi Antep üzerinden aldım. Evden önce antepe geçtim, 2 gün kaldım orada Antep'de ki arkadaşlarla görüştüm. Gittiğim'in ilk günü 2 arkadaşla birlikte 70'lik votka içtik ve hepimiz sarhoş olduk. İçtiğim ne kadar votka, bira varsa hepsini kusarak çıkardım. Ben kendimi yatağa attığım gibi sızmışım, arkadaşlarda o halde görünce beni, hiç rahatsız etmeden çıkmışlar. Öbür gün buluştuğumuz da birbirimizin saçma sapan halleriyle dalga geçip durduk. Şu(link) şarkıyla hep birlikte o kadar fazla kafa salladık ki, sabah kalktığımda boynum ağrıyordu. Bilgeye sorduğum da o da aynı dertten muzdarip olduğunu söyledi. Hayır kızın 2 metre saçı var sallıyor, ben 3'e vurulmuş kafamı nereye salladım hiç bilmiyorum.
Antep'de 2 gün kaldıktan sonra, gece on bir uçağıyla İstanbul'a geçtim. Sabiha'dan taksime tek başıma geçtim, oradan da ablam ve sevgilisi aldılar beni. Ha evet ablamın sevgilisiyle tanıştım, fena çocuk değil. Ablamı çok seviyor, ablamsa sürekli çocuğu boş yere mi oyalıyorum kafasında. Çocuğu (bunu demek ne kadar doğru bilmiyorum) köpeği etmiş. Ablamın ağzının içine bakıyor. Taksimde ben açlıktan geberdiğim için börek yedik, saat çoktan gece 3 olduğu içinde ablamın evine gittik. Ablam Nişantaşın'da, gay ev arkadaşıyla oturuyor. Tam Amerikan dizilerinde ki gibi aslında düşününce, Will&Grace tarzı ama büyük farklarla. Bunlar New York'un en güzel manzaralı apartmanda oturmak yerine, Cumhuriyet Apartmanın eksi birinci katında apartmanın otoparkına bakan yerde oturuyorlar. Güzel ama evlerini çok sevdim ben, her yere çok yakın. Bu arada ablamın ev arkadaşını İstanbul'da kaldığım sürece bir kere bile görmedim. Oğlan sürekli partilerde, gece 3-4 gibi geliyor, banyo yapıp yatıyor sonra da bizden erken kalkıp gitmiş oluyor. Ben gece 1-2 gibi yatıp sabah da 11-12 gibi kalkıyordum.
Geldiğimin ilk günü sabah Beşiktaş'a kahvaltıya gittik. Ablamın sevgilisini daha iyi tanıma fırsatı yakaladım, oradan da Karaköy'e geçtik, kahve içtik. Beni Karaköy'den Galata'ya kadar yürüttüler, o yokuşları çıkarken geberip kalacaktım, Galata'yı, Tüneli falan sırf bu yokuşlar yüzünden sevemedim. Bir arkadaş daha çıkartmıştı beni o yokuşlardan daha önce. Sonra oradan Metro ile Nişantaşına geri döndük. Akşam ablamın arkadaşlarıyla Maçka parkında oturduk. Büyük bir şehirde olduğumu hissettiğim anlar o anlardı. Millet kedisini, köpeğini almış; çimlerde uzanıp birasını içiyor. Herkes kendi keyfinde gerçekten güzel bir ortamdı. En azından 4-5 köpek sevdim. Ablamın arkadaşında eski fotoğraf makinelerinden vardı, pozunu bitirmek için hepimizin tek tek fotoğrafını çekti. O foto elime geçerse blogta paylaşacağım nedense çok içimden geldi. 
İstanbul'da ilk defa bir bloggerla tanışma fırsatı yakaladım. Riroro ile görüştük. Tam beklediğim gibi bir insan çıktı, yazılarında ki gibi sıcakkanlı, sevecen bir insan. Onunla konuştuktan sonra fark ettim, insanın ortak zevkleri-uğraşları olan insanlarla muhabbetleri daha koyu daha güzel oluyor. Umarım onu çok konuşarak boğmamışımdır ve o da benim kadar muhabbetimizden zevk almıştır. Riroro ile de Karaköye gittik, oradan da Beşiktaşa kadar yürüdük sanırım. :) Gerçekten güzel bir gün geçirdim onunla da.
Riroro buluştuktan bir gün sonra da Ablam ve arkadaşıyla Fatih'de ki çarşamba pazarına gittik. Onlar 10 liraya mayo aldı bende öyle pazarda boş boş dolandım. Sade ve sadece salyangoz sabunu diye bir şey aldım, güya vücudu nemlendiriyormuş. Bir kere yüzümü o sabunla yıkamak gibi bir hata yaptım, yüzüm sana derimi iki taraftan çekiyorlarmış gibi gerildi. Fatih'den de Balat'a geçtik, Balat'ı çok beğendim, evler, kafeler falan çok hoştu. O gün benim yarım akıllı ablam evin anahtarını almayı unutmuş gecenin bir yarısı sevgilisine gittik kaldık. Ben salonda yattım, ablam sevgilisyle yattı. Beyinsizler sabaha kadar kavga ettiler, beni de yatırmadılar kendileri de yatmadılar. Bir de oğlan oda da sigara içirmiyormuş iki de bir salona gelip sinirli sinirli sigara içip gittiler. Ama güzel yattım allah var, 2. el koltukları ilginç derece rahattı. Sabah ablamın ev arkadaşı partiden geri döndü de bize anahtar getirdi, bir postada evde uyumaya devam ettim.
Bu arada geldiğim 2-3 gün içinde Ablam ve sevgilisi ayrıldı, sonra tekrar barıştı. Çocuk gece 3'de biz uyurken eve geldi. Ağlamış, ayrıldılar sonra ablam oğlana bu halde gitme kal yat dedi. Sonra oğlan sabah karşı tekrar evden ağlayarak çıktı falan. O sabahın akşamı da geri barıştılar. Bir de ablam oğlana kardeşim seni sevmezse senden soğurum demiş, oğlan da sormuş Lazy mi benden hoşlanmadı diye. Ki ben oğlan hakkında tek bir kötü yorum bile yapmamıştım. Her neyse zaten ablam durumu açıklamış sonra.
İki gün liseden arkadaşım Merveyle buluştum, bir gün beraber Taksimde dolandık. Kitapçıları gezdik, birer bira içtik beraber. Diğer günde beşiktaşta oturduk. Onunla otururken internette tanıştığım ama blogger olmayan başka bir arkadaşımla daha görüştüm. O biraz date(türkçe karşılığını tam olarak bulamayan mal) gibiydi. Sonradan mesajlaştığımız da görüşmemizle ilgili bana biraz soğuk davrandın falan dedi. Ben zamanım yok falan demiştim. Bir de yanımız da başka bir arkadaş varken pek de rahat olamadım açıkçası. Çünkü oradan ablamın Hazal diye bir arkadaşının ailesiyle tanışmaya gidecektim, akşam yemeği hazırlamışlardı, geç kalmam ayıp olurdu.
Bir gün Bomonti Ada diye bir yere açık havada Victoria filmini izlemeye gittik ama yer bulamadık. İnsanlar saatler öncesinden gelip her yeri kapmıştı. Köşede oturup bira içtik avereler gibi.
Bir gün ablama işinde yardım ettim. Ablam bir tane stilist kadının yanında yardımcı, bunlar reklamdır, fotoğraf çekimi gibi şeylerde modellerin giyecekleri şeyleri seçiyorlar. Ablamla Nişantaşı'nda ki neredeyse tüm mağazaları dolaşıp ürün toplamasına yardım ettim. Tabi ben amelelik görevindeydim, poşetleri taşıdım. Beymen'in Nişantaşı'nda büyük bir mağazası var orada Şerif Sezer'i ve Edis denen popçuyu gördüm. Ortam fazla klas olmasa Şerif Sezer'in koluna yapışıp lütfen bir foto çekilebilir miyiz derdim sanırım. Ama beni mağazadan atarlar mıydı artık bilemiyorum. Zaten ablamın bir grup arkadaşı var bu iş dolayısıyla tanıştığı. Tek konuştukları moda vs, herkes zayıflıktan ölüyor. Bara gidiyoruz kimsenin kalorisi çok diye bira içtiği yok, biri light kola içiyor, birisi sade soda içiyor ben de bira içip tuzlu yer fıstığı kıtırdığım için kendimi garip hissediyorum tabi.
Her neyse İstanbul tatili benim için zevkli, bir anlamda ufuk açıcı ama en çok yorucuydu. Ben normalde 1 gün dışarı çıkarsam, 2 gün evden dışarı atmayan bir insan olduğum için her gün sabahtan akşama kadar sokaklarda, kafe köşelerinde sürtmek çok yorucu geldi. Her gün 13-14 saat uyudum sanırım.
Dönüş uçak biletimi de İstanbuldan, Adanaya aldım. Adanadan da kuzenimin yanına Tarsusa geçtim. Tatilde onun yanına gideceğime söz vermiştim. 2 gece de onlar da kaldım. Bir gün ben hiç içmediğim, o da önerdiği için cin aldık. Tabi ben tadını hiç beğendim, niyeyse tadı detarjan gibi geldi, bir kadehten sonra içmedim. O da 70liğin hepsi kendine kaldığı için sevindi tabi, hepsini içip üstüne bir güzel sarhoş oldu. Tüm gece çıldırdı, ben salonda yatıyordum gecenin 4'ün de yanıma gelip 'gel film izleyelim, kasımda aşk başkadırı açtım' dedi. Tabi ben noluyoz oldum bu adam normalde bilimkurgu, korku türü dışında hiç bir şey izlemeyen biri. Gece bir ara yanına gittim, bilgisayarın resmen içine girmiş, gerçekten filmi izliyordu. Orada da güzel 3 gün geçirdim.
Tarsustan sonrada sonunda trenle evime geldim. Kedime kavuştum, mutluyum hasret gideriyoruz. 

İlgili Yayınlar

1 yorum

  1. Ahh, tatil yazını çok merak ediyordum açıkçası. :) Sormana bile lüzum yok, ben de çok keyif aldım seninle vakit geçirmekten. Hatta şunu düşündüm: "İstanbul'un nerelerini gezdireceğimi bilmiyormuşum ben." Buradan yola çıkarak birkaç yer düşündüm sonradan ama geç kalmıştım bile. :) Olsun, bir sonraki sefere daha güzel yerler gösterebilirim sana. Bu arada Balat cidden güzeldir.

    YanıtlaSil