Yaylaya Çıktım

14:04


Yaklaşık 10 gündür 'yayla' adı verilen bir yerleşim merkezindeyim. Herkeste bu gelenek var mı bilmiyorum ama özellikle Akdeniz bölgesinde kıyı şehirleri sıcaktan yaşanmaz hale geldiği yaz aylarında insanlar yüksek, dağlık bölgelere kaçıyor. Ben de o tür yerlerden birinde, şu an bir çeşit tatil yapıyorum. Bu yazıyı tek başıma yaylada teyzemin evinin terasında yazıyorum. Annem ve teyzem 'çarşı' adı verilen ama çarşılıkla alakası olmayan bir yere karsambaç yemeye gitti. Karsambaç dediğinizde, karın üstüne pekmez dökülerek yenilen bir tatlı. Gayet güzeldir ama yaylada toplu taşıma olmadığı için yarım saat yürümeye değeceğini düşünmediğimden ben evde kalmayı tercih ettim.
Yayla denilen yerde her bir genç başına 10 yaşlı düşüyor. Yapacak hiç bir şey olmadığından pek gençlere yönelik bir yer de değil. Bildiğiniz gibi 65 yaş üstü insanlara toplu taşıma bedava oldu. Bende yaylanın çarşısına gittim karın mumbar almak için, dönüşte de her saat başı bir kez kalkan otobüslere bindim. Baktım binerken kimse otobüse para vermiyor, bende sandım yaylada para almıyorlar. Meğerse 40 kişilik otobüste genç olarak bulunan 5 kişiden biri benmişim, şoför uyardı da döndü kartımı okuttum. 5 kişiden biri ben diğer ikisi de küçük kuzenlerdi.
Genç dediğimiz insanlar ya çalışıyor ya tatilde deniz kenarında güneşlendiği için yaylaya yolları düşmüyor. Belki bir ihtimal bir kaç tane ailesiyle beraber tatilini geçiren asosyal genç bulabilirsiniz.
Bir anlamda benim için arınma oldu bu dağlara çıkma işi. İlk 1 hafta en büyük teyzemde kaldık annemle birlikte. Kuzenlerimin küçük çocukları da orada olduğu için onlarla vakit geçirdim. Akşamları yürüyüş yaptım, bol bol müzik dinledim. 4-5 tane resim yaptım ama hepsini yeğenlere verdim. Uzun süredir elime boya kalemi, kağıt almıyordum; çok iyi geldi. Küçük yeğenlerle birlikte beraber Buffy'nin son sezonunu izledim. Neredeyse hiç internete girmedim. Teyzemlerin evinde interneti bırakın telefonda çekmediği için, elime müzik dinlemek dışında telefonu almadım. Yürüyüş yaparken yüksek yerlere çıkıyordum, orada arayacağım insanları arıyordum. Gelmeden önce Spotify'den abonelik alıp çevrimdışı müzik dinleme işini hallettim, dizilerimi ve altyazıları da indirmiştim. Hala bilgisayarla vakit geçiriyordum ama sadece bir şeyler izlemek ve dinlemek içindi. İnternette geçirilen boşa zamandan kar ettim açıkçası. Facebook, twitter vs olmadan da hayat gayet yolunda ilerliyormuş. Ama blogu özlediğimi itiraf etmeliyim, bir de ara sıra aklıma 22 dakikada ne kadar çok okunmamış yorum biriktiği geliyor. Kendime odaklanmaya çalışıyorum, değişik müzikler dinliyorum. Televizyonla olan ince bağımı da tamamen koparttım.
Aklıma sürekli ileride emekliliğimi böyle bir yerde geçirebileceğim geliyor. Çam ve ceviz ağaçlarının kokusu ve görüntüsüyle yazı yazmak, kafa dinlemek...  Hiç değilse yazları burada geçirmek çok kötü bir fikir olmasa gerek.

İlgili Yayınlar

5 yorum

  1. 27 yaşında biri olarak tatillerde deniz yerine yaylayı tercih ediyorum. Hem serin bir hava oluyor hem de dediğiniz gibi sessiz bir ortam. İnsan kendini dinliyor, kafasını dinliyor. Sene içinde yorulan bünyeme yayla iyi geliyor. Bu sene geçti ama bir aksilik olmazsa seneye temmuz ve ağustos aylarımı yaylada geçirmeyi planlıyorum.

    YanıtlaSil
  2. Doğayı dinleyerek bol bol uyumak, spor yapmak ve dizi izlemek... Nasıl kıskandım seni, anlatamam :D Keyifli tatiller! ^.^

    YanıtlaSil
  3. Ah ben de çok istiyorum yaylaya çıkmayı. Hala olmadı. Senin kadar erken tanışmayı ve vakit geçirmeyi isterdim. Detox gibi. Çok iyi yapmışsın. İyi tatiller.

    YanıtlaSil
  4. Hemen hemen aynı vaziyetteyiz bir tek sen güneydesin ben de kuzeydeyim. Benim de günlerim aynı şekilde geçiyor. İyi tatiller.

    YanıtlaSil
  5. ben de özledim yaylayı bayağıdır gidemedim yaylaya İstanbul da yaşadığım için köye gidip yaylaya çıkmak biraz zor oluyor :) iki üç senedir gidemiyorum iş e girdiğimden beri ama bu sene niyetlensem de ayağımı kırdığım için gidemedim :) bide Ardahan da yayla çok güzel oluyor ama köyde nüfuz az olduğu için yaylaların havası kalmamış diyorlar . 25 yaşındayım 10 yaşımda ilk defa köy de yaylaya gittiğimde o yaylaya çıkış anımı hiç unutamam bide otobüste yok tabi :) ilk hayvanları çobanlara emanet eder üç beş gün sonra da halk motorların arkasındaki ramörklere binip yaylaya çıkıyorlar tabi bizimkiler eşyaları motora yükleyip ekşın olsun diye köyden yaylaya yürümüştük annem dayı oğulları teyze kızları müthiş bir gezi olmuştu :) bide yaylalar yaz olmasına rağmen iklimden dolayı soğuktur Ardahan da buz gibide bir soğuksu akar ki çeşmelerden off alışık olmayanı fena çarpar beni çarptı ordan biliyorum :) bide insanlardan önce yaylaya çıkan ineklerin sabah güneş yüzünü göstermeden yaylaya dağın eteklerinden inişlerini hiç unutamam sanki bir ordu iniyor:) tabi geceden seni sabah kaldırayım da unutamayacağın bir an yaşa diyip kaldıran babam a da minnettarım :) yani anlayacağın memleketimi çok özledim.

    YanıtlaSil