Şüphe

22:51


Niye, nerdesiniz ben buralardayım. Çok sıkılmıyorum ama pek bir şey de yaptığım söylenemez. Bazen hayatımın durağanlığına 'kafamı dinliyorum' şeklinde kalıplar uydurduğumu düşünüyorum. Sonuçta bir kafanın dinlenmesi için önce yorulması gerek. Her zaman yorgunum, hiç bir zaman bir şey yapacak enerjim yok. Bir değişiklik lazım, değişikliklerin ne olacağı da belli ama yapacak ne cesaret ne de istek var. Yapılacak değişiklikler hayatımı daha iyi bir yola sokacak ama neden elimi bile kıpırdatmıyorum bilmiyorum.
Neden korkuyorum ya da korkuyor muyum, yoksa gerçekten çok mu tembelim artık bende ayırt edemiyorum. Beni durduran benim ama hangi ben karar veremedim. Sorun bende ama sorunu seçemedim. Neremi düzeltsem bilemedim. İnsan neden sonuçlarının iyi olacağından emin olsada bir işe başlamaz ya da başlayamaz bilmiyorum. Bilsem sonuçta bilirdim. Bilsem, ne değiştirirdi bu bilgi onu da bilmiyorum. İnsan tembelliğinden mi beceriksizliğinden mi kendi yolunu tıkar bilmiyorum. Ya da belki de benim istediğim hayat budur, aslında istediğim hayatı yaşıyorumdur ama bu hayat insanların gözünde ki 'iyi hayat' standartlarına uymadığını düşündüğüm için değiştirmeye çalışıyorumdur. Bu sonuçları iyiye çıkacak olan yola girmeyi ben mi istiyorum yoksa bu yola mı itiliyorum emin değilim. Kendi istediklerimi mi istiyorum ya da başkalarının düşüncelerini kendi isteklerim haline mi getirdim karar veremedim.
Hiç bir zaman özgür düşünemediğimi sürekli müdahale altında, birinin etkisi altında düşündüğümü ve kararlar verdiğimi düşünüyorum. Hangi hareketlerim kendi isteğim doğrultusunda hareket ediyor yoksa dışarıdan bir etki ile mi hareket ediyorum karar veremiyorum. Bazen özbenliğimi kaybettiğim şüphesine düşüyorum. Ama çoğu zaman bu şüphe çok saçma geliyor, şu an buraya yazdığımda da saçma geldiği gibi. Ama insan düşünmeden edemiyor, dışarıdan gelen etki yok edildiğinde hala bu insan olmaya devam mı edeceğim yoksa başka biri mi olacaktım. Bazende dışarıda ki etkinin bana tamamen ters etki yaptığını düşünüyorum.
Bazen 'marjinal' olma fikrinin beni cezbettiğini itiraf etmeliyim. Bu cezbedişte acaba ben toplum standartlarına uyarak mutlu olabileceğim ama 'marjinal' olma takıntısının beni istemeden toplumun normlarından uzaklaştırdığını ve kendimi ucubeye dönüştürmeye çalıştığımı düşündürtüyor. Acaba ucube miyim, ya da sıradan bir bireyim, kimseden bir farkım yok, ama ben kendimi olduğumdan daha farklı hissederek kendimi daha özel farklı şekilde konumlandırmaktan hoşlandığım için mi böyle düşünüyorum diye şüpheye düşüyorum.
Kendi kendime kaldığımda çok şey düşünüyorum ama hiç bir şeye karar veremiyorum. Hiç bir zaman kesin bir sonuçta olmayacak sanırım. Belki de bunlar insan olmanın bir parçası ve herkes bir şekilde bu düşüncelerle boğuşuyordur. 
Belki de mutlu olma düşüncesine çok kafayı takmışımdır. Şu an mutlu muyum değil miyim ondan bile emin değilim halbu ki.

İlgili Yayınlar

1 yorum