Duygu Yoksunluğu

13:07


Buralardan biraz uzak kalabilirim. Uzak kaldığım sürede yazmaya devam etmeyi ve geri döndüğümde anlatacak çok şeyim olmasını umuyorum. Her zaman anlatacak çok lafım olmuyor, genelde de dinleyen kişi oluyorum ben. Açıkçası insanların derdiyle pek ilgilendiğim söylenemez ama muhabbette ki pasif kişi olmak ilgimi çekiyor ya da rahat geliyor. İnsanların şaşırtacak derecede anlatacak çok fazla meseleleri var, ve bu meseleler genelde onlar için hayati önem taşıyor. Bir çok kez arkadaşlarla bu yüzden tartıştık, problemlerini ciddiye almadığımı ve küçümsediğimi söylediler; en son Cemre 'aldatıldım Mert, başıma daha kötü ne gelebilir tecavüze mi uğrasaydım deyince' olayları ben mi çok küçümsüyorum yoksa onlar mı  çok büyütüyor diye uzun süre kendi içimde münakaşasını ettim. Sanırım benim anlayamadığım olayların büyüklüğünden çok insanlara olan duygusal etkisi, bu noktada zihnim duvara tosluyor. Bir çeşit empati eksikliği var sanırım bende. Ağladığım zamanları ve neden ağladığımı tekrar tekrar düşündüğümde her zaman kendi halime ağladığımı fark ettim. Aynı şekilde büyük kayıplarda beni hiç bir şekilde etkilemiyor. Dedem ve nenem öldüğün de hiç bir şey hissetmedim, aynı şekilde daha 12 yaşında genç bir yakın akrabam vefat ettiğinde de. Sadece duruma uygun davrandım, bu gibi durumlarda yas içinde olmanın doğru davranış olduğunu bildiğim için yasa büründüm. 
Her zaman böyle değildim sanırım, sevme duygumu kaybedeceğim diye korkuyorum, belki de hiç bir zaman sahip olmadım. Şimdiye kadar kimseye aşık olmadığımı söylemiş miydim? İnsanlardan hoşlandım ama hiç kimsenin peşine düşecek ya da hayran olacak kadar kimseyi beğenmedim ya da sevmedim. Şimdiye kadar kimle görüştüysem arayıp sormayan taraf ben oldum, hep fazla ilgisiz olduğum için üstümü sildiler. Tek ümidim o kişiyle şimdiye kadar karşılaşmamış olmak.

İlgili Yayınlar

12 yorum

  1. Sosyopat olabilirsin. Test etmenin çok kolay bir yolunu Luther dizisinden öğrenmiştim: Birisi esnediğinde esniyor musun? Çünkü esnemiyorsan bu empati yoksunu olduğunu gösterir. Ama senin gibi çok "normal" insan tanıyorum. Yani bunlar direk sosyopat olduğun anlamına gelmez. Zaten ben de psikolojik teşhis koyacak kişi değilim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya bilmiyorum bazen esniyorum bazen esnemiyorum sanırım. Kesin değil diğer insanlar kesin esniyor mu?

      Sil
  2. Bana da insanların hepsi demeyeyim ama çoğu derdi manasız geliyor hele böyle aşk meşk meselesiyse fazla overrated olarak bakıyorum direkt, şu an biri gelse aldatıldım dese "tmm" der geçerim yani ne bileyim genel olarak problemsiz insanlar bence en ufak sorunlarında kendilerini depresyona sokuyor sırf melankoli halini yaşamak adına diye düşünüyorum çünkü kendim de bazen öyle oluyorum ne yalan söyleyeyim bunun farkında olduğumdan ben de hiç dert anlatamıyorum insanlara dinlemek daha kolay geliyor senin gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende hep bir melankoli içindeyim ama hiç nedene ihtiyacım olmadı o moda girmek için. :)

      Sil
  3. Normal insan ne demek önce bunu sorguluyorum kendi kendime ve tahminimce normal diye bir şey yok.Hepimiz ucundan kıyısından kaçığız biraz.Bu da yaşamı katlanılır kılan yegane şey.Yani sözün kısası-genelde uzattıkça uzatıyorum:D- empati yoksunuysan nolmuş,üzülmediysen mutlaka bir sebebi vardır ;ne bileyim belki de kalbine dokunacak kadar yakın değildin o insanlarla yada bu, hayata karşı geliştirdiği bir savunma biçimidir?Bunu da senin dışında kimse bilemez,değil mi?
    Aşk ise çok zamansız bir anda çalar kapını,tabi bazıları da hiç rastlayamaz ona. Acı verici olup duygularının son sistem çalıştığını görmektense, şimdiye kadar sana uğramaması daha iyidir inan bana. ve belki de bu durum diğerlerinden şanslı biri yapıyordur seni:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim empati yoksunluğu beni başkalarının derdine ortak olamamaktan çok birini sevme yeteneğim yok mu noktasında korkutuyor açıkçası.

      Sil
    2. Franz Kafka, Milena 'ya bir mektubunda korkunun belki de sevilebilecek tek yanı olduğunu söylüyor. Ya bu korku senin sevilmenin de bir parçasıysa?- Gözünde nasıl bir paradoks yaratacak bilmiyorum ama- korkmaktan korkma.

      Sil
  4. Duygularına kolay kolay yenik düşmüyor da olabilirsin. İnsanlara mesafe koyar gibi duygularına da mesafe koyup hatta kilit vurup üzerine servi ağacı bile dikebilirsin. Senin için önem arz etmeyen bir konu başkası için dünyalara bedel olabilir. Bu da herkesin şahsına münhasır olmasından kaynaklanıyor. Farklılıklarımız da burada oluşuyor. Oluşturduğumuz önem sıraları, kişisel alanımıza kimlerin girebileceği, kötü bir olay karşısında aldığımız tutum... Ayrıca sevmek bize doğduğumuz andan itibaren verilmiş bir velinimet. Sevginin güzel ve masum olan her hali bence mübah. Ailen, arkadaşların, en sevdiğin yazar, en sevdiğin çiçek, en sevdiğin yemek... Sevgi başka birine karşı tutku ve melankoli haliyle güzel gelmeye başlıyorsa aşk doğuyor zaten. Dediğin gibi belki sen de daha ''onu'' bulamamış olabilirsin. Sevmeyi kaybettiğini düşünmüyorum. Aksine sevgiyi hep içinde hissettiğini düşünüyorum. Bence sevgi yoksunluğunu hissetmemişsin. Umarım istediklerine kavuşursun. :) -Anon

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mükemmel bir yorumdu Anon. Sevdim seni bak. :) Her cümlene hayran kaldım. Bazen ben bu kadar güzel yorumlar yazacak okuyucuyu nasıl kazanıyorum, kendi acemi-saçma cümlelerim ile düşünmüyor değilim. :)

      Sil
    2. Teşekkür ederim tabi de öyle ahım şahım yorumlar yapmadım. Sadece duygularımızı farklı sözcüklerle dile getiriyoruz. Fena mı? ;) -Anon

      Sil
  5. Ben de başkasının derdini dert edinip çok fazla dinliyorum. Öylesi daha zor. Boş ver!
    Sevme yeteneğin vardır ya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O da kötü, benim annemde öyle. Bence çocuk sahibi olmak insanın başka birini sevme ve empati yeteneğini çok fazla artırıyor.

      Sil