Sakamichi No Apollon

11:50


Sakamichi No Apollon Ponti'nin önerisiyle başladığım animelerden bir tanesi. Barakamon kadar sevmedim ama, izlediğime de pişman olmadım. Animede müzik önemli bir yer kaplıyor ve çalınan müziklerin hepside bir harika olduğu için, hiç değilse dinlediklerimin yanıma kar kaldığını düşünüyorum.
Sakamichi No Apollon bizi 1966 yılının yazına götürüyor. Kasabaya yeni tanışan inek tiplemede ki karakterle, kasabanın cengaverinin gelişen dostluklarını izliyoruz. Cengaver ineğe hayatın nasıl yaşanılacağını öğretirken, inekte cenvgaverimizi daha insani yapıyor. Bu iki karakterin hamurunu karan ise caz müziği. Cengaverimiz 'Sen' bateri çalıyor ve caz müziğine ilgisi var, ineğimiz Kaoru ise piyano çalıyor. Kaoru çocukluğundan itibaren sadece klasik müziğe ilgi göstermiş fakat Sen'in sayesinde caz ile ilgilenmeye başlıyor. Bir çok caz üstadının adı anılıyor, şarkıları çalınıyor anime boyunca. Ünlü Broadway şarkısı My Favorite Things şarkısının caz versiyonuyla bir animede karşılaşmak küçük çaplı bir şok yaratmadı desem yalan olur. Sakamichi No Apollon müzik soslu bir anime olmak yerine tamamen müziğin ana konu olduğu bir anime olsa çok daha başarılı olurmuş. Bahsedeceğim bir kaç nokta yüzünden animenin izleme zevki benim açımdan çok düştü.

Diğer adıyla Kids On The Slope, neredeyse izlenen herkes tarafından beğenilmiş. Ben ne yazık ki beğenmedim çünkü karakterleri çok soğuk ve duygusallıktan yoksun buldum. Gruba ivme katsın diye eklenen Sentarou bile soğuk bir tipleme. Ritsuko ve Kaoru ise uyuzlukta Sen'den beterler. 
Yaklaşık 4-5 tane ana karakterimiz var hepsi birbirine platonik olarak aşık. Aşk üçgeni dörtgeni, alabildiğine tüm kombinasyonlar var. Tabi kimse aşkına da karşılık bulamadığı için ortam sürekli huzursuz. Karakterler yüzlerinde sürekli bir hüzünle dolaşıyorlar. Animeye canlılık katsın diye ekledikleri fazla neşeli 'queer' karakter ise bende bu tipitip nereden çıktı tepkisi uyandırdı.
Animeyle ilgili gözüme takılan bir diğer durum ise çizimler. Mekan, yer çizimleri değil ama insan çizimlerini ben çok sade ve özensiz buldum. Çok düzler ve arka plana sonradan eklenmiş gibi duruyorlar. Belki de bilinçli yapılan işlemlerdir bunlar ama ben pek hoşlanmadım.
Final bölümü ise benim açımdan büyük bir fiyaskoydu. Animenin başından itibaren izlediğimiz iki insanın ilişkisini sonlandırmaya bile tenezzül etmemişler. Ayrıca final bölümü de diğer bölümlerin çok altında kalıyordu. Bu durum maalesef animelerde gördüğüm genel bir yanlış. Daha izleyemedim şöyle kallavi bir şekilde final yapan bir anime. Japonlar çok seviyor sanırım animelerde tamamlanmamış hikayeler, açık kapılar bırakmayı.
Ayriyeten, animenin giriş parçasını çok beğendiğimi söylemeliyim. İki erkek ana karakter arasında sanki arkadaşlıktan öte bir bağın olduğuna dair ara ara yemler atıldı izleyiciye. Keşke bu iki erkek sevgili olsalarmış dedim kaç kere. Hikaye çok daha ilginç ve başarılı olurdu o zaman.
Burada ilk defa bir animeyi böyle yerden yere vurdum. Myanimelist'te 7 puan verdiğimi ekleyeyim. İzleyeninde önünü kesmeyeyim, kötü bir anime değil ama bana göre değildi.

İlgili Yayınlar

4 yorum

  1. Ben animeyi fazlasıyla sevmiş olmama rağmen tüm eleştirilerine katılıyorum - çizim konusu hariç. Çizimleri farklıydı, evet ama alışınca çok hoşuma gitmişti. Normalde aşk unsurunun hoş bir tat vermesi gerekirken, bundaki aşk üçgenleri, dörtgenleri, beşgenleri animeyi çok bayıyor. (Sadece Yurika ile Junicchi'nin hikayesi güzeldi.) Adını bile hatırlayamadığım bayan baş karakteri geri planda tutsalarmış iyiymiş ama tam aksine, ana tema olan caz geri plana itilip kız etrafında dönmeye başladı resmen anime. Sonu da gerçekten hiç tatmin edici değildi. Yaoi olmasa bile (Ki Kaoru ile Sen'in tanışma sahnesi öyle olacakmış sinyali vermişti ama yapımcılar gösterip vermediler işte...) Kaoru ve Sen'in ilişkisi üzerinde daha fazla durulabilirdi en azından.
    Yine de müzikleriyle ve gerçekten etkileyici sahneleriyle çok sevdiğim bir anime oldu...
    Not: Anime yapımcılarının ucu açık son meraklarına dair çıkarımın çok doğru bu arada. Ben de bunca anime izledim, sonu adam gibi biten çok az anime bilirim. Bu yüzden millet mangayı tercih ediyor herhalde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten benim kafamda büyük soru işareti yaratıyor bu finalsiz olma durumu neredeyse tüm animelerdeki.

      Sil
  2. Kavga çıkarmaya geldim :D Şaka tabi ki hem zaten senin tarzınla hiç bağdaşmadığı açıkça görülüyor şöyle bir düşününce. Finalsiz animeler otakuların kanayan yarası, ben alıştım artık canım sıkılmıyor eskisi gibi.
    O dediğin duygusuzluk (ki bana göre utangaçlıktan ileri gelen bir tıkanma hali) , soluk mekanlar, hüzünlü hava, donuk çizimler ve her şeyiyle hatta o finalsiz finaliyle bile sakamichi benim kalbimde çok ayrıdır, hatta efsanedir diyebilirim.
    Yarım kalmış hikayeleri ve o tanımsız hüznü barındıran yapımlara sorgusuz bağlanıyorum.
    İzleyecekler lütfen Lazzy Otter'İ ciddiye almasın yani onu demek istiyorum hahah tamam sustum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben son paragrafta dedim zaten. Hem 7 puanda vermişim zaten daha ne yapayım.

      Sil