Nana | Anime Yorum

19:29

Komatsu Nana sevgilisinin yanına Tokyo'ya taşınmak için trene biner. Trende oturacağı koltuğunun yanında şimdiye kadar gördüğü en ilginç kız oturmaktadır. Tamamen siyah giyinmiş, her yerinde metal takılar olan, gotik bir kızdır. Kızın gitarına takılır ve düşer. Karşılaşmaları çok ilginç olur. Gotik kızın adı da Nana'dır. Aynı isimde ki bu iki kız; karakter olarak tamamen zıt iki insandır. Tren yolculuğu boyunca muhabbet ederler ve yakınlaşırlar. İkisi da hayat hikayelerini anlatmaya başlarlar. 


Komatsu Nana sanat okulunda okuyan sevgilisinin yanına taşınmak için Tokya'ya gidiyordur. Sevgilisi Tokyo'ya bir yıl önce gitmiş, Nana'da geride kalıp bir yıl çalışıp para biriktirdikten sonra sevgilisinin yanına taşınmaya hazır hale gelmiştir. Osaki Nana ise punk rock şarkıcısıdır, profesyonel bir şarkıcı olmak için Tokyo'ya gidiyordur. İsimleri aynı ama kişilikleri ay ve dünya kadar farklı bu iki kişi bu andan itibaren birbirlerinin en iyi dostu olacaklardır. Trenden ayrıldıktan sonra uzun süre görüşmezler Nanalar. Daha sonra yolları kalacak ev ararken yeniden kesişir. Üstte resmi bulunun mükemmel evi tutmak için yarışırken bir çılgınlık yapıp evi beraber tutmaya karar verirler. İki karakter ne kadar zıt olsa da birbirlerini de o kadar iyi tamamlamaya başlarlar. Ev arkadaşlığı ilişkilerinin çok hızlı gelişmesini sağlar, çok kısa sürede anlarlar ruh ikizi olduklarını. Bir animede izlediğim en derin, en güzel kadın arkadaşlıklarından birisi Osaki Nana ve Komatsu Nana'nın arkadaşlığı. Osaki Nana bir süre sonra Komatsu Nana'ya isimleri karışmasın diye Hachi demeye başlar. Nana'nın Japonca'da bir anlamı yediymiş, aynı zamanda Hachi'de hem 8 demek hem de köpeklere çok fazla konulan isimlerden birisiymiş.

Komatsu Nana hayatta ne olduğuna karar verememiştir. Hayatı boyunca mutlu bir gelecekten tek isteği evlenmek, mükemmel erkeği bulmak olmuştur. Sevgilisiyle birlikte olmak için Tokyo'ya taşınmayı bile göze almıştır. Osaki Nana ise karakter olarak neredeyse Hachi'nin tam tersi güçlü bir kadındır ve hayatta ki büyük amacını belirlemiş birisidir. 
Animenin ilk yarısını Komatsu Nana'nın gözünden izliyoruz ve anlatıcı oluyor, ikinci yarıyı ise Osaki Nana anlatıyor. İzledikten sonra en sevdiğim anime listesinin başına yerleşti Nana. Bunun ise gerçekten bir çok nedeni var ama en önemlisi, anime vermek istediği duyguyu çok iyi bir şekilde izleyenine geçirebiliyor. Aynı zamanda her zaman içinde olmak isteyebileceğiniz bir arkadaş ortamı da yaratmışlar. Animeyi izlediğim bir çok zaman Nana'lar ile birlikte pencerenin yanında ki masada oturmak bir birayla sohbetlerine katılmak istedim.

Aynı zamanda şimdiye kadar izlediğim en olgun anime Nana. Bir çok animede gösterildiği gibi hem şirinlik, seksilik timsali olup hemde ahlak bekçisi kadınlar değiller bunlar. Hata yapıyorlar, sevişiyorlar, olmamaları gereken insanlarla birlikte oluyorlar; aldatılabiliyor ya da aldatabiliyorlar. Hiç bir şey siyah beyaz değil, gri alanlarda ilerlemeyi seviyor anime. Şimdiye kadar izlediğim en feminist anime diyebilirim Nana için.  Kızlardan birisinin doğum kontrol hapı kullanması ve bunun için jinekoloğa gitmesi gibi sahneler gerçekten beni şaşırtmıştı. Büyük şehirde birbirlerine destek olarak yükselmeye ve hayatta yer edinmeye çalışan iki güçlü kadın karakteri bir animede izleyebilmek benim için gerçekten bir zevkti.
Ana karakterlerden birisi bir punk rock şarkıcısı olduğu için dizide müziğin yeri de çok fazla. Animenin türüne müzikte diyebilirsiniz. Benim şimdiye kadar izlediğim en iyi soundtracke sahip. Şarkılar çocuk şarkıları gibi değiller, duygulu ve gerçekten başarılı şarkılar. Bu şarkıları anime dışında da duysam hoşuma giderdi, bazı şarkılar var ki sadece anime ile anlamlı oluyorlar; bunlar ondan değil. Starless Night, Rose, A Little Pain şarkıları benim ve bir çok izleyicinin favorisi. Şarkılarının bir çoğunun duygusal ve hüzünlü olduğunu söylemeden geçmeyeyim.

Anime'nin tek bir kötü yanı var oda bir süre sonra biraz pembe diziye bağlaması. Animeden çıkan ve katılan yeni karakterler seriye randıman katıyorlar ama bir süre sonra arkası kesilmeyen abartılı olaylar ağızda biraz acı tat bırakabiliyor. 
Nana temelinde romantik bir arkadaşlık animesi olsada çok fazlasını vaat ediyor ve çok daha fazlasını seyirciye veriyor. Kaçırmadan izleyin derim.
Not: Sakın ha sakın Live Action filmini izlemeyin. Hayatımda gördüğüm en berbat oyuncular ile çekmişler filmi. Geri zekalılar rol kesmeye çalışırken kusmamak için kendimi zor tuttum.

İlgili Yayınlar

8 yorum

  1. Narutoyu da yazsan yaa :))

    YanıtlaSil
  2. nasıl denk geldiysem, benim adamakıllı izlediğim ilk anime serisi nana. bende yeri ayrı yani. bi ara tekrar izlemeyi çok istiyorum, ama izlemem.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bende bende kaç dizi, animeyi tekrar izleyeyim diyorum ama hiçde oturmuyorum başına. izleyecek o kadar fazla şey var ki aynı şeyleri bir daha izlemek zaman kaybı gibi geliyor.

      Sil
  3. Nana hep izlemek istediğim ama bir türlü başlayamadığım animelerden. Aslında başlamıştım ama şu aralar duygusal şeylerle aram pek iyi olmadığı için sonraya bıraktım.
    Sana katılıyorum josei türünü bu yüzden çok seviyorum işte aynı yazdığın gibi kadın sevişiyor, aldatıyor, hata yapıyor gerçekçi ve hayatın içinden karakterler. Çoğu animede aşırı saf, salak sadece erkeklere hitap eden, pembe sıçan, beyni boş tipleri görünce joseilere sarılıyorum. (Yazsam yazarım daha bu konuda doluyum çünkü ama kısa keseyim artık :D)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bende çok beğendim açıkçası. daha önce hiç josei türünden anime izlememiştim. animelerle ilgili fikrimi çok fazla değiştirmeme yardımcı oldu. josei türünde anime önerirse çok sevinirim bu arada. :)

      Sil
    2. Uzun süredir animelerden uzak kaldığım ve izlediklerimi unutmaya başladığım için pek yardımcı olamayacağım. ^^'
      Josei pek tercih edilen bir tür olmadığı için fazla anime çıkmıyor ne yazık ki.
      Aynı tadı verir mi bilmem ama "Paradise Kiss" var aynı mangakadan çıkma. (Filmi de var ama nedense animesiyle farklı sonlara sahip.)
      Natsuyuki Rendezvous var sakin bir anime.
      Aslında josei diyince aklıma gelen bir kaç anime var ama yanlış öneriler verip bu türden soğutmak istemiyorum. Örneğin "Usagi Drop" sevilen bir joseidir ama Nana'yla pek alakası yoktur.
      Sakamichi no Apollon , Nodome Cantabile , Hachimitsu to Clover, Ristorante Paradiso... Bu isimler aklında bulunsun ama sana Nana tadı verir mi bilmem. Çok uzattım pardon çenem açıldı pekte yardımcı olamadım :D

      Sil
  4. Başlamayı hep erteliyordum, en kısa zamanda ben de başlayacağım.
    Ah şu animeler ve ağızda acı tat bırakan abartıları. :-)

    YanıtlaSil