Çok Kişisel, Çok Gereksiz

15:47


Sevgili günlük tarzında bir yazı oldu, bu gereksizlik uzunlukta yazıyı okumaya ona göre kara verin.

Birinci sınıfta kaldığımdan bahsetmiştim sanırım. Uzun süreden sonra ikinci sınıftan arkadaşlarla ilk defa sınav zamanlarımız ortak bir tarihe denk geldi ve beraber eğlenmeye fırsat bulabildik. Genelde birimizin sınavı bittiğinde diğerinin ki başladığı için beraber vakit geçiremiyorduk. Fırsat bu fırsat diyerek önümüzde ki iki haftayı değerlendirdik.
Perşembe günü okuldaki Athena konserine gittik beraber. Güzel geçti zaman, fakültede birlikte dolaşmayan çiftleri falan gördük insanların arkasından az biraz dedikodu yaptık. Ben uzun süredir türkçe müzik dinlemiyorum, Athena'nın ise sadece eski parçalarını biliyorum. O yüzden konserde eşlik etmekte biraz zorlandım. Bildiğim nakaratlarda avaz avaz bağırdım. Bir süre sonra zaten yorgunluktan çimde uzanarak izledim konseri. Böyle etkinlikler gerçekten insana üniversitede okuduğunu hissettiriyor.
Cuma günü de toplanıp antepte en iyi makarna yapan yere gidip makarna yedik, üniversiteye uzak olduğu için sürekli gidemiyoruz. Oradan alışveriş merkezine geçtik. Gratis mi ne zıkkımsa orada indirim varmış, kızlar 1 saat orada beni ağaç ettiler. Onlar ruj, göz kalemi falan bakarken bende diş macunu baktım. Oradan çıktıktan sonra da uzun bir süre gönül kahvesinde oturduk, kafenin ortamı çok güzeldi ama kızlar dondurmasını pek beğenmedi. Ondan sonra 3 yıldır Antep'te okumasına rağmen hiç bir yeri gezmemiş bir arkadaşa küçük bir Antep turu yaptırdık. 3 kişi Antep'i yeniden keşfettik, arkadaşa tarihi yerleri gezdirdik. Akşam ciğer yedik oradan Tarihi Tahmis kahvesine gittik. Antep fıstığı alıp, kahvede okey oynadık 3 kişi. 101 oynadık, o da bir çeşit okey oyunu, daha önce hiç oynamamış arkadaş bizi baya zorladı oynarken. Sonra başka bir arkadaş lise arkadaşıyla yanımıza geldi. Hep beraber başka bir kafeye geçtik, arkadaşın lise hayatını, kirli geçmişini dinleme fırsatı yakaladık. Oradan kalkıp başka bir kafeye gittik arkadaşın arkadaşı çok iyi fal baktığını iddaa edince tabi bizim kızlar çocuğun yakasından düşmedi. Biz de hem güzel kahve yapan hem daha sakin bir yere geçtik kahve falı için. Ee tabi bende beleş falı bulmuşum fırsat bu fırsat fal baktırdım. Çocuk değişikliği sevmediğimi, kendime pek yararım olmadığını ama ileride insanlığa yararım olacak işler yapacağımı söyledi. Önümde iki yol varmış, iki yolda aynı yere çıkıyormuş ama hangi yoldan gideceğimi benim kararlarım etkileyecekmiş Ha birde mini etekli, açık saçık giyinen bir kızla evlenecekmişim. :D Bir de dilek tutturdu, dileğim gerçek olacakmış. En yakın zamanda kısmet dilemiştim, eğer bir şeyler olursa blogun başına kocaman banner koyacağım YAVUKLUSU VAR diye. Allah o günleri de gösterir İNŞAAAALLAH.
Bir sonra ki gün, geçen iki günün yorgunluğuyla çok geç kalktım. Kızlarda zaten benle uğraşmamak için erkenden alışveriş merkezine gidip alışveriş yapmışlar, bende işleri bittikten sonra gidip avmden aldım onları, beraber yemek yemeğe gittik. Oradan da üniversite çevresinde ki bir kafeye geçip yaklaşık bir 6-7 saat oturduk sanırım. O kadar sesli bağırıp güleşerek konuşuyorduk ki, kafeden atacaklar diye korktum bir ara.
Bir gün sonra yani pazar günü de arkadaşın arkadaşıyla takıldık tekrardan. Gerçekten iyi bir çocuk çıktı oda. Önce bir yerde waffle yedik, hep beraber oradan da bara içmeye gittik. Herkes tek tek ne içeceğine karar vermek için menüsüne bakarken, bir arkadaş zaten aynı fiyata geliyor bir şişe şarap açtıralım dedi. Bizde ona uyduk, hoş ben bira içecektim; benim hangi bara gitsem fiks içkimdir bira, tadı tuzu bellidir akmaz kokmaz, verdiğim paraya acımam. Fakat ortamda çıkıntılık yapmamak için bende şarap içtim. Gecenin ilerleyen saatlerinde bir arkadaş bir kadeh şarap ve 50'lik birayla sarhoş oldu. Ben ilk inanmadım-inanamadım sarhoş olduğuna, ama bir anda şııııııttt susun bir dakka diye bağırıp tüm masayı susturunca sarhoş olduğuna inandım. Onu eve bırakması ise ayrı bir olay oldu, arkadaşı arabanın arka ortasına oturtuk az kalsın üstümüze kusuyordu. En son 'u dönüşü yapmayın, kusacağım diye bağırıyordu.'
Ben bu kadar üst üste dışarı çıkmanın ardından 2 gün ayılar gibi yattım tabi. Ama o iki günden sonra yine beni rahat bırakmadılar. Sınıf arkadaşın doğum günü vardı, sınıfça onu doğum gününü kutlamaya gittik. Yaklaşık 30 kişi falan vardık. Gecenin ilerleyen saatlerinde 12 kişi kaldık kafeden kalkıp para müzesine gittik. İlk para müzesine gideceğiz dediklerinde ben bir şaşırdım, müzede ne yapacağız arkadaşlar falan dedim ama nasıl bir ortam olduğunu gidince öğrendim.
Para Müzesine psikoloji hocamızla beraber gittik. Müzenin sahibi de hocamızın arkadaşıymış, ben daha sonra hikayeyi birinci ağızdan dinleyerek hocamızın aynı zamanda hastası olduğunu öğrendim. Müzenin sahibi yani Esat Kaplan hikayesini anlatmaya başlarken de ben tescilli deliyim diyerek başladı. Kendisinin çok özel bir sikke koleksiyonu varmış, koleksiyonuna valilik el koymuş. O da böyle olunca, valiliği, emniyeti her yeri aramış ama kimse telefonlarına çıkmamış. O da siz misiniz bunu bana yapan diyerek bir ali cengiz oyunu çevirmiş. Antepte tramvayın ilk açılış sürüşünde tramvayın içinde milletvekilleri, vali ve daha bir sürü kişi varmış. Esat abide almış ceketinin altına iki tane kablo parçasını atlamış tramvayın önüne, üstüme bomba var sikke koleksiyonumu vermezseniz patlatırım diye bir eylem yapmış. O günden sonra sikke koleksiyonunu geri vermişler, Antep'in tarihi karagöz mahallesinde eski bir Rum evinde müzesini açmış. Biz de o eve gittik arkadaşlarla ve hocamızla beraber. Mükemmel bir adam Esat abi, ilginç de; muhabbetine doyum olmuyor, ağzından çıkan her cümleye, her hikayeye şaşırmak hayran olmamak elde değil. O gece gerçekten Anpte'te geçirdiğim en anlamlı gecelerden biriydi, uzun süre unutmam sanırım.
O yorucu ve eğlenceli geceden bir sonra ki gecede, arkadaş ve sevgilisiyle beraber içmeye gittik. Bir çeşit tanışma buluşması oldu sanırım. Enişte el falımıza baktı, güzel şeyler söyledi sağolsun. İlk defa bloody marry adlı kokteyli içtim. Tadı fena değildi ama içinde ki karabiber boğazımı yaktı biraz.
Şimdi ne yapıyorsanız derseniz, 19 Mayısın tatil olmasını değerlendirdim ve eve geldim. 4 gün ders çalışıp dinlemeyi planlıyorum. Zaten bunlar son eğlenceli vakitlerim, bundan sonra son komitem ve finalim var temmuz 2'sine kadar sokaklar haram bana.

İlgili Yayınlar

4 yorum

  1. Aaa ben de Athena konserine gideceğim ama hiç şarkısını dinlemedim doğrusu, eskilerden de olsa ya da orada dinleyip sevdiklerinden, bir şeyler önerebilir miydin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. son albümlerinden çok çaldılar bende bilmiyordum. eksi şarkılarından aklımda sadece trip yapma kalmış. o da zaten çok sonra çalmaya başladılar eski şarkılarını. çok hatırlamıyorum açıkçası. bir de beyoğlunda gezersin şarkısını çaldılar, kendilerinin olmayan. bu kadar gereksiz bir yazının hepsinin okuduysan bravo sana. :)

      Sil
  2. Güzel şey be gençlik, öğrencilik:)
    Para Müzesi'ni duymamıştım. Bilsem uğrardım. Hikayesi de ilginçmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gençlik güzel ama kıymetini geçince anlayacağım sanırım. :) bende bu yıl duydum para müzesini 3 yıldır antepteyim.

      Sil