Birileri Baktıkça Kişiselleşiyorum

01:21


İlişkiler konusunda konuşmak ya da atıp tutmak hiç benim kalemim değil diye düşünürdüm. Hayatımın büyük bölümünü de yalnız geçirdim. İlişkiler hakkında ki bilgim sadece arkadaşlarımın sorunlarını dinlerken öğrendiklerimdi, deneyimim ise hiç yoktu. Bir çok uzun geceler boyunca her zaman yalnız öleceğimi düşündüm. Sürekli geçmiş zaman üzerinden konuşunca sanki şu anlarda büyük, ciddi bir ilişki içindeymişim anlamı çıkıyor. Fakat hala ciddi bir ilişki yaşamadım ya da ucundan da olsa bu insanla hayatımı geçirmek istiyorum diyeceğim biriyle tanışmadım. İnsanları tanıma fırsatım oldu. İnsanları tanıdıkça da kendimi tanıdım. İnsan her zaman yalnızken kendini bulduğunu kalabalıklarda kaybolduğunu düşünür. Ama işlerin böyle olmadığını anlamam insanlarla arkadaşlığın ilerisinde bir ilişkiye başladığımda fark ettim. Bir insanın karakterinin veya kendi benliğinin var olması için yanında mutlaka kendisine zıt bir kişiliğin bulunması gerekiyormuş. Aslında öz benliğimiz başkalarının aynalarından yansıyan görüntülerden başka bir şey değil. Karşımız da ki insanın bizi nasıl algıladığı ve değişen insanlara karşı değişen tavırlarımız ve hareketlerimiz kişiliğimizin temel iki yapısı. Bahsettiğim sadece bukalemun gibi her ortama uymak değil. Mesela hepimiz bir kasette ya da bir video da kendi sesinizi duyduğumuz zaman irkiliriz, ses bize çok uzak ve yabancı gelir. Hatta ve hatta duyduğumuz sesin bizim ağzımızdan çıkmadığına yemin bile ederiz.
Kendi kendimize ne kadar konuşsak da kendi sesimizi dışarıdan dinlemedikçe asla gerçekten tanıyamayız. Benliğimiz sesimiz, karşımızda ki insanlarda kasetler yada videolar gibidir.
---
Ben şimdi neden böyle bir şey yazdım bilmiyorum. Son yaşadığım saçman sapan olayın üzerine bir şeyler içimi kaşımız olabilir ya da üst üste izlediğim Woody Allen filmlerinin kötü bir etkisi de olabilir. 

İlgili Yayınlar

5 yorum

  1. Fikrine katılıyorum. Yani "karakter" anahtar, ilişki ise "kapı"dır bana göre. Ancak hiçbir kapıyı açmasa bile bir anahtar gene anahtar değil midir? Mesela ben her günümü birlikte geçirdiğim insanların gözünde sessiz, silik, sinik var olmayan kızım. Eğer bu benim karakterimse Alice Lawliet kim? Haydi onu da tanıyan az buçuk birileri var. Peki eve gelip saatlerce şarkı söyleyip zıplayan dans eden kız kim? Otobüs şoförleriyle kavga edip tacizcileri döven insan kim? Ya atletle göbeğini kaşıyarak aptal TV dizilerini izleyen hıyar? Sırf diğer insanların asla göremeyeceği ve tahmin edemeyeceği yönlerim olduğu için karakterim değiller mi? Öyleyse neler? Belki de bunların hepsi benim binlerce maske arkasına saklanmamla ilgilidir. Ya da gerçek kişiliğimin oluşma zamanının henüz gelmemesiyle. Bilemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benim bahsettiğim tarz bir ilişki sen sahip değilsin bence sınıftaki arkadaşlarınla. senin evde ki hal hareketlerin ruh hali bence. orada kendini daha rahat hissettiğin için öylesin. hem başkalarına o yönünü göstermezsen de o yön var olamaz sanırım.

      Sil
    2. Hmmm, özel ilişkilerden bahsediyorsun, şimdi anladım.

      Sil
  2. son yaşadığın olay çok özel değilse nedir diye sorabilir miyim nedense çok merak ettim bu yazıdan sonra :)

    YanıtlaSil
  3. En son bende böyle hissettiğimde neler olduğunu hatırlıyorum da. Allah korusun of düşman başına

    YanıtlaSil