Miyazaki'nin Kadınları ve Saçları

19:37


Bu yılın benim açımdan en iyi yanlarından biri, 2015 yılına girmeden önce tüm Hayao Miyazaki filmlerini izlememdir. 
Bazı filmleri iki bazılarını ise küçüklükten olan tutkunluğumdan dolayı 5-10 kere izledim. Hatta twitterda en sevdiğim ilk 10'u da sıraladım. Sırayı burada vermek istemiyorum, onun için ayrı bir yazı hazırlama gibi bir planım var.
Hayao Miyazaki filmleri izleyip de, Miyazaka'nin kadınlarına aşık olmamak imkansız sanırım. Her biri birbirinden eşsiz, tek ortak yönleri cesaretleri olan kadın karakterler yaratmış Hayao Miyazaki. 
Miyazaki filmleri izlerken benim en çok dikkat ettiğim noktalardan birisi, karakterlerin yüz hatları ve saçlarıdır.  


Tüm filmleri ardı ardına ve aynı filmi bir çok kez izleyince bir şey dikkatimi çekti. Miyazaki sanırım saç uzunluğunu, kadınlarda bir nevi seks ve güç sembolü olarak kullanıyor. Miyazaki evreninin en güçlü kadınları hep kısa saçlı. Rüzgarlı Vadi'nin Nausicaa'sı ve Prenses Mononoke'nin Mononoke'si bunun en büyük örneklerinden. Miyazaki'nin evrenin gelmiş geçmiş en güçlü ve cesaretli kadınlarıdır Nausicaa ve Mononoke. Nausicaa tüm dünyayı tek başına kurtarır, Mononoke ise tek başına doğa için insanlara karşı savaşır. Ve en dikkat çekici özellikleri de kısacık saçlarıdır. 


Miyazaki'nin diğer kadın karakterleri, Aşırıcılar'ın Arrietty'si ve Ruhların Kaçışı'nın Chihiro'su ise çok daha naif ve içinde bulundukları durumla debelenen daha şahsına münhasır karakterlerdir. Diğer karakterlere göre çok daha fazla korunmaya mecbur kalıyorlar. Ve rastlantıya bakın ki ikisi de uzun saçlılar.


Aslında iş buraya kadar kalsa, her şeyin bir rastlantı olduğuna ve adamın canı istediği için öyle çizdiğine inanabilirdim. Şüphelenirdim ama şüphelerimin üstünde çok düşünmezdim. Fakat Gökteki Kale ve Yürüyen Şato filmlerini izledikten sonra fikirlerim değişti. Sheeta ve Sofi'nin filmlerin başında uzun saçlıyken, bir süre sonra saçlarını kaybetmeleriyle bir dönüşüm geçirmeleri ve filmin o sahnesinin karakterinin değişimine de dönüm noktası olarak kullanılması, Hayao Miyazaki'nin gerçekten de saç boyunu seksist bir obje olarak kullandığını düşündürdü ve inandırdı. Sheeta ve Sofi'de saçlarını kaybettikten sonra çok ani karakter dönüşümleri geçirdiler ve kendilerinden beklenmeyecek işlerin altından hiç korkmadan kalktılar.
Bu sanırım biraz da popüler kültürün bize pompaladığı bir durum. Tüm filmlerde, özellikle son zamanlarda, güçlü ve özgür kadın karakterler genelde kısa saçlı olarak betimleniyorlar. Hayao Miyazaki'de kısa saçı bir güç simgesi olarak filmlerinde kullanıyor. 
Özellikle kadın okuyucular bu konuda ne düşünüyorsunuz gerçekten merak ediyorum. Benim kafam ilk keşfim ile çok karışmıştı.

İlgili Yayınlar

15 yorum

  1. saç konusunda hiç kafa yormadım ben filmlerinde :D Direk konuya daldığım için dilmde pek fark edemedim :D

    Hayao Miyazaki'nin bir filmi vardı adı The Cat Returns.İzlediğimde birkaç gün etkisinden çıkamamıştım beni etkilemişti.Orada bi kedi vardı.Ana karekter kıza yardım ederdi.Filmi izler izlemez kediye aşık olmuştum :D Devamı gelsin istediğim bir filmdi.Ama gelmedi işte :D Ve ordadaki ana karekter kızın saçıda biraz kısacık :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni animeyi sevdiren ve merak ettiren filmdir o. İlk defa trt çocukda izlemiş ve aşık olmuştum filme. :D Ama o Hayao Miyazaki'Nin filmi değil sanırsam. Belki onun stüdyosunun işidir pek bakmadım.

      Sil
    2. dediğim gibi aslında fark etmesi zor ama bazı filmlerde özellikle saçını kaybetmesiyle birden cesaretlenen kadınları görünce insan bir acaba diyip bakıyor.

      Sil
  2. Şimdi sen yazınca farkettim. Gerçekten de Hayao'nun bütün filmlerinde durum dediğin gibi. Bir kadın gözüyle durumu merak ediyorsan en azından kendi açımdan durumu izah edebilirim. Ben de Hayao ile (şayet gerçekten öyle düşünüyorsa) aynı fikirdeyim. Önemli dönüm noktalarında, saçımı kısacık kestirdiğim olmuştur. Ve bu bana güç vermiştir. Özellikle depresyon, ruhsal bunalım, çok üzücü bir olay yaşadıktan sonra yeni ve daha güçlü bir hayata adım atılacağı zaman saçlar kısalıyor. Uzun saç denilince daha sevgi dolu, duygusal, her an yıkılmaya hazır biri gibi izlenim oluşuyor. Oluşmaktan da ziyade öyle bir hissiyat oluyor. Ama saçlar kısaldıkça mücadeleci bir ruh peyda oluyor. Bunun için İsviçreli bilim adamları ne der bilemem :P ama durum biraz karışık.

    Bir de şu var, kadınlar için saçlar çok önemli bir simge bana göre. Bazı kültürlerde bu daha da aşırıya kaçıyor. Kore tarihi dizilerinde denk geldiğimiz, kadın saçını keserse bağlarını koparıyor anlamına gelmesi gibi mesela. Bundan yola çıkılarak düşünüldüğünde, kadının saçlarından vazgeçmesi, yeni bir güç oluşturması anlamına da gelebilir.

    Dediğim gibi durum karışık. Ama şu bir gerçek, Hayao Miyazaki bir efsane ve hep öyle kalacak. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak ben genel bir alışkanlık olduğunu bilmiyordum bunun. Demek kadınlar saç kestirince yeniden doğmuş gibi oluyorlar. ^_^ Ben sanırım olayı çok daha farklı düşünmüşüm. Yorumun için çook sağol. :D

      Sil
  3. ruhların kaçışı'nın chihiro'su naif olabilir fakat tek başına çıktığı yolculuk aslında onun da çok çok güçlü olduğunu gösteriyor bence, uzun saçlarına rağmen eheh.
    miyazaki'nin bütün kadın karakterleri güçlü. maşallah.
    bir de kiki'yi unutmuşsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya resmen bilmeden açığımı yakalın. Kiki'yi özellikle almamıştım. Çünkü hem tek başına çok büyük bir yolculuğa çıkacak kadar cesaretli bir kızdı hem de tüm film boyunca uzun saçlıydı. Bu yüzden teorimi birazcık çürütüyordu. :))

      Sil
    2. kiki kısa saçlı değil mi? ben öyle hatırlıyorum ♥ Güzel tespit...

      Sil
  4. Miyazaki benim için çok önemli bir yönetmendir ve bence anime alanında 1 numaradır!

    Pek çok Miyazaki filmi izledim. Sanırım sadece 1-2 tanesi kaldı izlemediğim. Ben genelde karakterlerin nasıl göründüklerinden çok filmlerde iyi ve kötünün anlatılma biçimine takılmıştım. En çok Ruhların Kaçışı'nı beğendim. Sayende Miyazaki'nin kadın karakterlerini de bir kez daha anımsamış oldum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk izlediğimde ben de çok düşündüm onu aslında pek bir sonuca da varamadım ama izledikçe daha değişik noktalara da takılıyorsun tabi. :D Bence de bir numaradır Miyazaki. :D

      Sil
    2. Aslında genel olarak anime sevmem.
      Aslında basit anime sevmiyorum diyelim.

      En son AKIRA'yı izledim. İzlemediysen kesinlikle en yakın zamanda izlemelisin!

      Sil
  5. Merhaba blogunuzu yeni keşfettim ve takibe aldım ben de bloguma beklerim sevgiler:)
    makyajtavsiyem.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
  6. Burda bayağı Miyazaki hayranı var o yüzden bir soru sormak istiyorum. Arşivledim tüm filmlerini Miyazaki'nin ama hangi sırayla izlesem karar veremiyorum. Sizce kronolojik mi gideyim yoksa popülerlik sırasına göre mi ya da filmler zaten bağımsız olduğu için karışık mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence tarih sıralamasıyla izle. Ve ilk önce hem senaristliğini hem yönetmenliğini birlikte yaptığı filmleri izle. geçmişten geleceğe doğru izle. zaten toplam 11-12 film var Hayao Miyazaki'nin, hem yönetmenliğini yapıp hem kendi yazdığı film.

      Sil
    2. Tamam çok sağol kronolojik izleyeyim o zaman. Hem görüntü gitgide güzelleşir öyle izlersem. Ah bir de ilk filmlerin Japonca halini bulsaydım süper olurdu. İlk filmleri hep İngilizce dublajlı ve nefret ederim dublajdan.

      Sil