Ida | Büyümek Zorundayız

18:00


Ida bu yılın belki de en fazla şişirilen filmlerinden birisi oldu. Polonya yapımı siyah beyaz film neredeyse her gittiği festival-ödül töreninden ödülle dönüyor. Son Avrupa Film Festivali'ne de damga vurarak ana kategoride ki tüm ödülleri kazandı. Aslında ben Ida'yı tüm bu ödül tantanasından haberim olmadan izleseydim daha çok sevebilirdim fakat bu basit yapım her festivalde Kış Uykusu'nun önüne geçerek resmen sinirlerimi hoplattı. 
Ida'nın yönetmenliğini benim daha önce hiç bir filmini izlemediğim Polonyalı yönetmen Pawel Pawlikowski yapıyor. Ida rolünde ilk kez oyunculuk yapan güzeller güzeli Agata Trzebuchowska ve deneyimli oyuncu Ageta Kulesza filmin baş rollerini paylaşıyorlar. Filmin baş rolünde ki oyunculardan birisi duru güzelliğiyle birisi de güçlü oyunculuğuyla sizi filme bağlıyor. 


Ida bir anlamda bir büyüme hikayesi ama aynı zamanda bir yolculuk filmi özelliği de taşıyor. Ailesi Yahudi soy kırımında ölen ve kimsesiz kalan Ida küçüklüğünden beri Hristiyan manastırında yetiştirilmektedir. Son büyük yeminini etmeden önce teyzesini ziyaret etmek zorunda bırakılır. Teyzesi de eskiden savcı olan bir kadındır fakat geçmişin hüzünlü gölgesi onunda peşini bırakmamaktadır. Kendini küçüklüğünde istemeyen teyzesinin yanına giden Ida aslen Yahudi olduğunu öğrenir ve teyzesiyle beraber ölen ailesinin mezarını bulmak için yolculuğa çıkar. Bu yolculukta hem teyzesiyle yakınlaşıp köklerine dönme fırsatı yakalayacak hem de küçüklüğünden beri kiliseden çıkmayan biri olarak hayatı deneyimleme fırsatı yakalayacaktır. Filmde de bu yolculuğun başladığı andan itibaren yeni yeşeren bir hayat ve artık sonlarına gelmiş bir yaşamın kesişmesini izleriz.


Ida klasik bir minimalist sinema örneği. Yönetmen filmi siyah beyaz ve sabit kamerayla çekmiş. Hem çekim tekniği olarak hem de işlediği ağır konuya çok insani bir pencereden bakmasıyla, duygu sömürüsünden kaçınarak diğer soykırım filmlerinin bir adım önüne geçiyor benim gözümde.
Film kusursuz bir film değil çünkü yönetmen sadeliğin amiyane tabiriyle bokunu çıkarmış. Özellikle kadrajın kenarına yerleştirilen kafalar, bana yeter artık anladık çok sade bir film dedirtirdi içimden. Ida genel sinema izleyicisinin çok fazla dikkatini çekmeyecek ya da kendini sevdiremeyecek bir film fakat sinemaya karşı bir sevgi besleyen herkesin filmin başından zevkle kalkacağını düşünüyorum.

IMDB Puanı: 7.5
BKoH Puanı: 7

İlgili Yayınlar

6 yorum

  1. Tam benlik bir film galiba.

    YanıtlaSil
  2. Her iki filmi de seyretmiş biri olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki "Kış Uykusu" çok daha çarpıcı, çok daha etkileyici...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tamamen aynı fikirdeyiz yediler güzelim filmin hakkını resmen. :(

      Sil
  3. Çok merak ettiğim bir film kendisi. Bu sene ciddi olumlu eleştirilere mazhar oldu. En kısa zamanda vizyona girsin de izleyelim. Sonra gelir yorumumuzu yaparız :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben her filmi izlediğim gibi bunu da pcde izledim. :D buralar böyle filmler gelmiyor.

      Sil