Özlemek, Hastalıklı Bir Duygu

07:18


!!Şarkı!!

Kütüphaneye gidip ders çalıştım. Yaklaşık beş saat boyunca kıçımın üstünde oturmak çok rahatsız ediyor inanamazsınız. Hoş uzanırken de, yürürken de mutlaka bir yerlerim ağrıyor. İnsan cennetten dünyaya rahatsız olsun diye atılmış bence. Bizden başka oturan hayvan yok; ne yürümek için yaratılmışız ne de oturmak bir boku da doğru dürüst yapamıyoruz. Bok, çok boktan bir durum sürekli rahatsız olmak. Umarım evrim, bizi çabuk atlar.
Hastahanenin yemekhanesinde yemek yiyorum. Tadı pek güzel değil, porsiyonlar küçük ama hiç değilse bir öğün mideme sulu yemek giriyor. Üç, dört gündür sürekli yoğurtlu çorbalar çıkarıyorlar; sanırım fazla miktarda aldıkları yoğurdu ekşittiler bu şekilde zarar etmemeye çalışıyorlar. 
İnsanların iltifatlarına ya da sevgilerine nasıl karşılık veriyorsunuz. Ben veremiyorum. Örneğin, ''ya çok komiksin'' dediklerinde ne diyeceğimi bilemiyorum. Teşekkür mü etsem, sende çok komik misin desem diye düşünürken, bende hafif rahatsız olmuş surat ifadesiyle gülerek karşılık vermeye çalışıyorum. Ablam ''seni çok özledim, arada da sen ara'' dediğinde ''uydurma, nerden özledin'' diye absürt cevaplar verebiliyorum. 
Kolay kolay kimseyi özlemem ben, öyle düşünüyorum yani. Nasıl anlarsın ki birini özlediğini. Lise'nin ilk günü annem beni yurda yerleştirip gittiğinde ağlamıştım. Tam gidecek iken ''ee şimdi sen gideceksin ben burada mı kalacağım'' dediğimi hatırlıyorum. Lisede uçan kuşun ardına ağladığım için, bu sayılmaz bence. 
Annemle, babam 5 yıl boyunca ayrıyken babamı yılda sadece 3-4 kere görürdüm. Hiç bir zaman telefonda da konuşmazdık; şimdide hiç konuşmayız telefonla. Bankaya para yatırdıktan sonra arar parayı çektiğimden emin olmak için. Hiç bir günde özlediğimi ya da aklıma düştüğünü hatırlamıyorum. 
Bence kimse kimseyi özlemiyor ama insan herhangi bir şeye duygulandığı zaman bu duyguyu başkasına aktarmayı ve karşılıklı duygu paylaşımını seviyor. Lise de her zaman yapardım bunu, bir şeylere üzgün olduğumda ya da okulda işler yolunda gitmediğinde telefonda anneme ağlardım. Sanırım birilerinin senin için üzülmesini insan hastalık derecesinde seviyor. En büyük sevgi, göstergesi de budur belkide. Derler ya ''senin eline diken batsa, benim yüreğim yanar'' diye...
Sürekli otomattan sert sade kahve alıyorum. Hem elli kuruş hem uykuyu açıyor, ayakta tutuyor. Tadını hiç sevmiyorum ama ucuz, üzerinde ki on katman köpükten midem kalkıyor ama uyanık tutuyor. 
Uyanığım yani.
Siz yatıyorsunuz sanırım.

İlgili Yayınlar

12 yorum

  1. Yok,ben de uyanığım.Özlemek acıtır aynı zamanda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D gerçekten özlüyorsun demek ki sen

      Sil
  2. yemekhanelerin çalıma mantığı o sanırım.. bir de az az kalanları toplayıp çorba türlü falan yapıyorlardı lisedeyken :/
    bence özlemek ihtiyaç duyunca ortaya çıkıyor..mesela x dişisi odasını toplaması gerekiyor,ama toplamıyor, sonra 'ah,annemı de pek özledim,burada olsaydı keşke' diyor, yani ihtiyaçları doğrultusunda özlüyor sanki..
    uyanık tutması bile yeter kahveyi sevmem için :) bu ara canlı bir beyne ihtiyacım var :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ihtiyaç da özlemek için iyi nedenmiş gerçekten.

      Sil
  3. Yaa bende lisede yurtta kalmıştım. Gerçi hala lisedeyim neyse. İnsanları özlemem derim bende hep ama ne var biliyor musun? Bence özlüyoruz ve bu özlemin canımızı acıtmasından korkuyoruz. Yada bana öyle geliyor bilemedim.
    Blogun maşallah pek güzel takipteyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler ilk olarak. :)
      bilmiyorum ben özlemiyorum ama arada annemin yanımda olmasını istiyorum sanırım.

      Sil
  4. Bence kişileri değil de anıları ya da o kişinin bize hissettirdiklerini özlüyoruz. Hisli veletleriz maşalla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. olabilir bu bak. bize yaşattığı duyguları özlemek.

      Sil
  5. Aynı evin içinde yaşayıp haftada 2-3 görüşmüşlüğüm var, üniversitede sınavların bitip eve döneceğim sırada tesadüfen annemden telefonu alıp ne zaman sınavlar demesini de unutmuş değilim.
    Özler de hani arar belki,
    nedendir bilinmez sanırım yanımızda olmalarına o kadar alışmışız ki ilgilenseler de şikayet edecek hale gelebilsek diye düşünüyoruz ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. olabilir gerçekten. annem her gün arıyor beni. sonra da ben niye aramıyorum diye surat yapıyor.

      Sil
  6. Ne kadar aynı şeyleri hissediyoruz yahu.. Özleme duygusu bende de pek yok malesef ve güzel bir şey söylendiği zaman elim ayağıma dolaşıyor ne diyeceğim diye. İçimden geldi mi çok güzel şeyler söyleyebiliyorum karşımdakine ama sırf birisi söyledi karşılığını vereyim diye düşününce hissetmeyince yok olmuyor. Ben de annemden ayrıyım 10yılı aşkın bir süredir ve insanların yokluğuna biraz da bu yüzden çok çabuk alışıyorum. Özleme duygum gelişmemiş malesef. Geçenlerde halam bir kaç günlüğüne şehir dışına çıkmıştı, döndüğünde 2gün boyunca sarılmalar çok özledim seniler havada uçuştu ama ben bilemedim ne diyeceğimi. Özlememiştim çünkü. Hepi topu 5gün yoktun yahu da diyemedim kalp kırmamak için. Duygusuz muyum nedir diye üzüldüğüm oluyor zaman zaman böyle şeylere.
    Sürekli rahatsız olma durumunda da katılıyorum. Oturuyoruz bir süre sonra belimiz ağrıyor, ayakta duruyoruz ayağımız ağrıyor, yatıyoruz oraya dön buraya dön o da olmuyor. Sürekli bir yerlerimizin ağrısını geçirmek için şekilden şekle giriyoruz, hele benim gibi bel sorunlarından muzdaripse insan. Artık bir yerlerimin ağrımadığı ya da rahat olduğum anı hatırlamıyorum desem yeridir. Uyurken bile durum böyle, tabi biraz abartı benimkisi ama demek istediğini iyi anlıyorum demeye getirmeye çalışmıştım :)
    Destan yazdım azıcık kusura bakmazsın umarım, konuşma / yazma ihtiyacım tavan yapmış durumda, bulmuşken fırsatı kaçırmayayım dedim :)

    YanıtlaSil
  7. İyi ettin uzun yazarak. Ya bende misal 2-3 gündür görüşmeyen insanlar ya seni çok özledim haftasonu hiç görüşemedik dediğinde çok yapmacık geliyor bana ve hiç inanmıyorum. Belki de sorun bizdedir onlar normaldir bilemiyorum ama. :D

    YanıtlaSil