Ok Meydanı - Direnis | Düsüncelerim

17:52


Bu son Uğur Kurt'un ölümü ile kafam iyice karışmaya başladı, eskiden kesinlikle silahlı direnişe karşı olan ben; kara kara düşünüyorum devlet eliyle güpe gündüz adam öldürülen bu mahluklarla nasıl baş edeceğiz. Hayır gelse bir polis kafana sıksa, arkandan söverler, birde polise atama verirler.Cem evinin bahçesinde adam öldürdüler kimsenin gıkı çıkmadı, camiye ayakkabı ile girdiler dendi Türk Milleti ayağa kalktı.  Gezi de bazılarının yaptığı gibi karanfil dağıtarak ya da polisin yüzüne kitap okuyarak bu işin çözüme kavuşmayacağı da kesin. 
Aslında Okmeydanı'nında olan olaylar bu işlerde daha fazla kafa yormama neden oldu. Herkesin az çok bildiği gibi Okmeydanı halkı çoğunluk olarak Alevi'lerden ve Kürt'lerden oluşuyor. Mahalle sol kesimin kontrolünde daha çok; İbrahim Kaypakkaya ve Mahir Çayan'ın resimlerini her sokakta rastlamak şaşılacak bir şey değil. Mahalle zaten son bir kaç senedir de polisin, kentsel dönüşüm adıyla mahalleri yıkıp kendine rant sağlamak isteyen firmaların ve bizzat devletin baskısı altında. Mahalle yıkılmak, hal evlerinden çıkarılmak isteniyor; polis sırf mahallede huzursuzluk çıkarmak amacıyla uyuşturucu mafyasını desteklediği de ortada. Mahalleli gençlerini ve sokakta ki solcuları seviyor çünkü kendilerini savunan bir onlar var. 
Bu artık bir gerçek ki, Sünni ve Türklük altında kurulan T.C. kürtlere ve aleviler yıllardan beri yaptığı baskı artık gözden gelinemez bir boyuta ulaştı. Öteki olan herkes sindirilmek ve tek hale getirilmek isteniyor. En basitinden gezi olaylarına bakalım ölen kardeşlerimizden 7'si de kürt veya aleviydi. Burada yapmak istediğim bir ayrıştırma ya da Türkler direnişe katılmadı gibi bir algı oluşturmak değil. Ama şöyle bir gerçek de var ki biz Türkler olarak direniş ve devrim kültürümüz yok, genelde ölenlerin Alevi ya da Kürt olmasının nedeni de direniş sırasında bu canların direnişi sürdürmesi ve ön saflarda yer alması. Ha şunu da söylemeden geçmeyeyim, devlet eli yapılan şiddet her zaman vardı; doğu da olan zulüm ve baskı ilk defa batıya kaydı ve bizde olayların ortasında kaldık. Kendi zevkimiz bozulunca zaten bazı şeylerin farkına vardık, vardım; yoksa her yıl onlarca insan doğuda polis ya da asker tarafından katlediliyordu. 
İşin özü şu ki arkadaşlar devlet eli ile bu şiddet devam ettikçe ve Okmeydanı halkı sindirilmeye çalıştıkça, devletin kendi olayı silahlı mücadeleyi meşrulaştıracak bir zemine oturtur. Okmeydanı'nda bir kaç alevi kardeşimiz daha ölür, ondan sonra DHKP-C, Halk Cephesi gibi örgütler silahlanır, polislerden de bir kaç kişi ölür ise bu ölümlerin tek suçlusu devlettir. Çünkü bu insanlar 1 yıldır tüm güçlüklere rağmen silahsız bir direnişi sürdürmeye çalışıyorlar, bardağı kimin taşırdığı unutulmasın. Kaç kardeşimiz öldü, bir tane polisin başına bir iş gelmedi. 
Ha şöyle de bir durum var arkadaşlar ben ahkam kesmiyorum, silahlı mücadele dediğimiz şey oyuncak silahı alıp çatona çutana havaya ateş açmak değil; benim götüm yemez, öyle bir direnişe de katılamam. Her şeyi bir kenara bırakır isek ben hiç bir zaman silahlı bir mücadeleden yana da değilim, çünkü kim ölürse ölsün, ölen yine gariban halktan biri olacak.

İlgili Yayınlar

4 yorum

  1. ya polise karanfil verenleri neden salak diye nitelendirdiğini ben anlayamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. senin sevimlilik oyunları oynadığın polis seni tek yakalasa istiklalın ara sokaklarında coğu bir tarafına sokar da ondan dedim. polislerin artık emir kulluğundan çıkıp tayyibin paralı uşakları olduğunu kabul etmemiz lazım.

      Sil
    2. bu konuda sana katılmıyorum. çünkü ne olursa olsun "şiddet" içeren her eylem haksızdır. lennon'ın bir sözü var; "olay şiddet kullanımına dönüşmeye başladığı zaman sistemin oyununa geliyorsunuz demektir". pasifist olmak salaklık ya da naiflik değildir. silah tutan her zaman haksızdır.

      Sil
    3. 1. kılıçlı voyvoda yorumda kullandığım ''sen'' kişi olarak sen değilsin. bir anda ağır girmişim ortaya söylenen bir laftı o yanlış anlaşılma olmasın.
      2. olaya sırf ok meydanı ekseninde bakarsan senin dediğin doğru olabilir ama geniş bir açıdan bakınca olay böyle değil. ilk olarak o örgütler yeni ya da geziyle türeyen örgütler değil. kaç yıllık örgütler eğer onlar olmasa zaten, şimdiye ok meydanı cehenneme alanına dönmüş, kaç tane alevi ailenin evi kömür olmuş kaç bebeği kundakta boğmuşlardı, kimse bilemez. çok abartıyorum gibi görülebilir ama öyle değil. maraşta aleviler dirir diri yakıldıalr öldürüldüler, devlet elini bile sürmedi marş olaylarından önce maraşın yarısı aleviydi, şimdi git bak bir tane alevi yok. bu insanlar kendini savunamadı, aynı şekilde 1960 olaylarında yunanlılara yapılan olaylar, erzurumdan sivasdan gemilerle adam geitirip istanbulda yaşayan yunanlıları öldürdüler devlet elini kıpırtdatmadı. nişantaşında taksimde ki tüm yunan işyerlerini yıktılar, ondan beri istanbulda doğru dürüst yunan rum kalmadı, şehrin asıl sahipleri. çankırı da alevileri yine diri diri ekmek fırınlarında yaktılar. şimdi sen bu insanlara savunma dersen o birliklere dağıl dersen kusura bakma gülerler sana da bana da; en basitinden berkin elvan olaylarında ne oldu. akp nin örgütlediği gurup sopalarla bıçaklarla mahalleye girmek istedi, aralarından biri vurulunca kaçtılar. ya örgüt olamsaydı kesin kaç tane evi ateşe vereceklerdi. yani kısacası şiddete başvurma demek kolay, o halkı kim savunacak onu bulması zor. aleviler yıllarca sünniler tarafından öldürülmekten bıktı artık, devlet eliyle planlı soy kırım yapılıyor kimse farkında değil. bu insanlar kime ne yapmış ne zararları var, bana bi söyle. mahalleerinden daha 2 kişi yeni öldü, berkini saymıyorum, yine bir tane polis ölmedi. solcular bilmiyormu ateş etmesini polise, kimsenin zaten silahını kullandığı yok. ama işte yine aynı yere geliyoruz, şiddete baş vurma diyelim o mahalleyi yakarlarsa ölen canların hesabını kim verecek. sen mi ben mi?

      Sil