Mim - Megerse Içimde Neler Biriktirmisim

15:23


Seçimler, ahlaksızlıklar iki yüzlülükler ve ah yurdum insanı ah diye geçti şu son 2 haftam. Üniversitede bile konuşulan tek konu siyasetten öteye geçmiyordu. Bende o kadar kendimi kaptırdım ki, bir çoğu apolitik olan ve oy kullanmayacak olan arkadaşımı bile doğru yola getirip oy kullanmaya gönderdim. Söylemekte fayda var hilafeti desteklemek dışında oy vermemek için kullanılan bütün nedenler bana sadece saçmalık geliyor, hilafeti destekleyenlerde kullanmasın zaten, onlara sözüm '' şeriatçı kızlar eqlesin''.
Her neyse yine konudan saptım bu yazının kişisel bir yazı olması lazım, kıçı kırık ülkem hakkında daha fazla konuşmak istemiyorum. Son zamanlarda hiç bir şey yapmamakla ve insanlara sinirlenmek ile meşgulum. 28 Mart doğum günümde ve sadece - aile saymazsak- 4 kişi hatırladı. Uzun süredir konuşmadığım arkadaşım Hasan (kendisi ilk kutlayan kişi gece yarısı mesaj attı), en iyi arkadaşım Özlem, lisede ki en iyi arkadaşım Nihan ve beni en çok anlayan, saçmalıklarıma katlanan ve beni dünyada en iyi tanıyan insan olan kuzenim Hamza - kuzeni de aileden sayarsanız 3'e düştük :( - Doğum günümü faceden kaldırınca bu hallere düştük yoldaşlar. Tek hediyemi de özlem aldı, Duman konserine bilet. Sağ olsun çok güzel geceydi, hoş yarım bardak bira ile kendinden geçince gecenin sonu benim için komediye onun içinse korku filmine dönüştü. Ben uzun süre yarım bardak biradan kimseye bir zarar gelmeyeceğine ve şikayetlerine gülerek geçirdim, o arada zavallı iyice fenalaşmış benim yüzümden. Ben hala farklı bir sorun olduğunu düşünüyorum, kimse yarım bardak birayla sarhoş olmaz arkadaşlar. Onun dışında babamda elli lira verdi, kitap alırsın dedi ama şu aldığın çocuk kitaplarında almada düzgün yetişkin kitaplarında al diyede belirtti. Babam okuduğum kitaplara götüylen gülüyor da o yüzünden böyle laf sokuşturmalar ile sürekli karşı karşıyayım. Hobbit kitabımı görüp, ne olduğunu sorması ve benim anlatmam üzerine; hala şirinler mi okuyun geri zekalı gibi bir tepki ile karşılaştım ama neyse bu aralar aramız çok iyi, beni hiç gıcık etmiyor bu görevi sanırım anneme bıraktı.
Hafta sonu için yanıma Antakya'dan arkadaşım X geldi, bolca şehri gezdirdim ve yemek yedirdim kendisine. Aslında fener ve benim şehrin maçına gidecektik ama bizimkiler bir maç önce konyalıların anasına babasına söverek küfürlü tezahürattan bir maç seyircisiz oynama cezası almış, maalesef o işte olmadı; benim açımdan iyi oldu, 75 liram cebime kalmış oldu.
Daha öncede yayınını yaptığım gibi 18 nisanda sınavım var ama ben hala çalışmıyorum neden çünkü embesilim. O konulara çok da girmek istemiyorum, hemen bir moral düşmesi yaşıyorum çünkü. Bu aralar Sex And The City izlemekte tek keyfim oldu. Erkeklere bakışı fazlaca sığ olsa da güzel dizi eğlendiriyor. Zaten New York'da geçip de beğenmediğim hiç bir şey yok sanırım. Bir insan bir şehre nasıl aşık olurun kanıtı olarak dolaşıyorum etrafta. New York'u görmeden ölüp gidersem gözlerim maymun götü gibi açık kalır.

Zaten 20 oldum ama nedense 30'lu yaşların klasik depresyonlarıyla uğraşıyorum. Bunu çok geç fark ettim ama ben gerçekten de doktor olmak istemiyorum arkadaşlar tamamen oyuna getirilerek tıp seçtirdiler bana. Hangi geri zekalı okuması zor, çalışması zor, parası bu zorlukların yanında hiç sayılabilecek bir mesleği seçer; hayır birde insanları kurtarayım gibi yüce bir amacımda yok dünyada insanlar kadar nefret ettiğim başka bir varlık yok. Yaşı büyük okuyucularımın özellikle bu konuda yorumlarını bekliyorum kim sevdiği işi kim zorunda kaldığı işi yapıyor, çok merak ediyorum. iş bir insanın hayatında ki her şey midir? Doktor olur birde üstüne tayinimi İstanbul'a aldıramaz isem, Türkiye'de cinnet geçirip içinde insanlarla birlikte hastane yakan ilk doktor olacağım. Sözüm söz bunu yapacağım. 
Üniversite'de ki sorunlu tiplerde sinirimi bozmaya başladı. Lab grubunda kuran okumaktan açılan konu, kızın arapça nameli - götümden uydurdum, adını bilmiyorum - kuran okumaya çalışırken ses tellerini bozduğunu anlatması - anası zorlamış zavallıyı birde - ve benimde götüm düşene kadar haykıra haykıra gülmem ile, lab grubunda anında aforoz edildim ve dışlandım. Hayır arkadaş komik değil mi, bence inanılmaz komik. Sonradan açılan içkinin tadı güzel değil viskinin yanında çikolata yiyorlar tadı güzelleşsin diye muhabbeti, allahım varsan çek fişimi yığılayım şu lab masasının üstüne diye dua ettim ama maalesef bir sonuç alamadım. Şimdi gel sen bu insanlara içki içmenin adabından bahset.
Bu arada kişilik olarak iyice kendimi geliştirmeye başladım, sonuç ne derseniz domestikleşiyorum. 2 gün önce coca cola'nın bardak promosyonlu kolaları oluyor, markette kalan son ürününü almak için 40 yaşında bir teyzenin kolunu kırıyordum. ''Şu aygır zebellah gibi üstüme çöktü'' diye görevliye şikayet etti beni. Bende kendimi, takımı tamamlamaya çalışıyorum diye savundum. Sonuç olarak kaç kişi tarafından gıybete alındım bilmiyorum ama  markete ki herkes bana bakıp cık cıklıyordu. Bir daha o markete uğramadım zaten. Bu aralar hayatta ki tek zevkim akşamları çıkıp büyük marketleri dolaşmak. Migros favorim, işin garibi ise hiç bir şey almıyorum sadece rafların arasında dolaşıyorum, nedense çok dinlendirici ve huzur verici bir eylem, bana da çok iyi geliyor.
Çok fazla karamsar olmak istemiyorum fakat bu aralar sürekli kendi cenazemi düşünüp duruyorum. Cenazeme acaba kimler gelir, lisedekiler taa başka şehirlerden kalkıp da cenazeme gelirler mi, cenazemde yemek olarak acaba ne dağıtırlar, ailem dışında en çok kimler üzülür, iki damla gözyaşı da dökseler çok iyi olurdu hani. Acaba beni nereye gömerler, etrafım sadece demirle mi çevrilir yoksa, şu süslü mermerlerden de yaptırırlar mı? Çok gereksiz sanırım ama insan düşünmeden de edemiyor açıkçası. Bu kadar yüzsüz ve içten pazarlıklı oldum anlayacağınız. 
Hep kendi kendime yettiğimi düşünürdüm, sonradan fark ettim ki; kendi kendimle yetinmek zorunda kalmışım. Bu lafı da silsem mi ne çok böyhk oldu da kalsın, sonra bir yerde kullanırsınız. Kıyağım olsun size.

Bu arada Keyaki beni mimlemiş, onuda kişisel bir yazı yazarken arada kaynatim istedim.

“Twitter, facebook, tumblr gibi tüm sosyal medya kapansa… Son sözlerimiz/tavrımız ne olur?”

Tavrım konusu biraz muhallak burada önemli olan neden kapatıldığı. Bunun nedeni son yaşadığımız sansür politikası ise zaten bir şekilde gireriz. Naparız, akepeye söveriz, sokağa çıkarız sanırım elimizden de pek bir şey gelmez herhalde. Eğer bir kıyamet senaryosunda bahsediyorsak ya da nedeni belli olmayan bir sebepten ötürü sosyal medya kapandıysa, oturur iki rekatın belini kırarım sanırım. Facebook kapatsam aslında ömrüm 10 yıl uzar ama içim elvermiyor işte, birde sınavlarla, dersler ilgili şeyler paylaşıyorlar, ondanda kapatamıyorum. Sonuçta yaşarız yani yeniden forumlar canlanır. Bloglar canlanır kötü mü olur kankiler. Ama eğer onlarda kapanacaksa o em ci yani sıkıntıdan büllükleriyle oynayan çocuklara döneriz sanırım.
İşin şakasını bir kenara bırakırsak benim gibi çevresiyle zevkleri uyuşmayan insanların, kitaplar, filmler, animeler hakkında konuşacak insanları bulması ve rahat bir nefes alması için çok iyi bir ortam sağlıyor. En büyük kaybı da biz yaşarız sanırım, işi gücü retricadan foto çekilmek olan insanlar 2 gün sonra başka eğlence bulur.
#Not: Okurken bunu dinleyin. Burada ki karamsarlığı dağıtır.

İlgili Yayınlar

28 yorum

  1. mert, şunu yapamıyorum işte ya. gerçekten bak. böyle gelip "ulen bugün de bunlar oldu işte bak şu şunu dedi şunlar şunu konuşuyo ya şu konuya epey kafayı taktım he üzüldüm ülke meselelerine " falan. yok beceremiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bende yapamam sanırdım uzun süree yazmadım böyle yazılar ama gerçekten nasıl dolmuş isem yarım saatte 700 kelime yazdığımı farkettim geriside geldi. :D

      Sil
    2. Ben de yapamıyorum! Sinir oluyorum bu duruma. Bazen bloğuma bakıyorum 3. bir gözle. Çiçek, böcek, sevgi bik bik. E hani benim karanlığım, sinirim, mutsuzluğum, sıradanlığım nerede? Yok işte. Neden yapamıyorum bilmiyorum.

      Sil
  2. Tek diyebileceğim seni mutlu edecek bir işte çalışman gerektiği:/ sen mutsuzsan tıp okumuş olmanın ne anlamı kalır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. haklısın ama keşke her şey o kadar basit olsa.

      Sil
  3. bende dün başladım fakat memnun değilim daha.
    inşallah istediğimiz gibi bişey olur.

    YanıtlaSil
  4. Merhaba... :)

    Bak şu an ders çalışmam gerekiyor ama ben oturmuş yorum yazıyorum sana. Kıymetini bil :P

    Benim abime de zorla tıp tercih ettirmişlerdi. Hiç istemiyordu tıpı. Zaten yapamadı da. Bıraktı. Tekrar sınava girdi sonra istediği mesleğe gitti. Çok mutlu şimdi.

    Yine abimin bir arkadaşına da zorla tıp tercih ettirmişlerdi. O da az kalsın bırakıyordu okulu. Bırakmadı. Galiba son sınıfta şu an. Şimdi de söylediği şey aynen şu ''Yine sınava girsem, yine tıpı tercih ederim'' Yani bu çocuğun sıkıntısı anlık bir şeymiş belli ki. Belki seninki de böyle bir şeydir. Benim fikrime göre de geçici bir sıkıntı seninki. Bence az sabret. Fikirlerin değişir belki de. :)

    O değil de ben baya bir şey biliyormuş gibi konuştum ama daha üniversiteye bile gitmedim. :D Sınava hazırlanıyorum işte. :) Yorum yapmadan geçemedim yazını okuyunca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok sağol bana zamanını ayırdığın için çok teşekkür ederim gerçekten. :D

      Sil
  5. doğru gördüm ne ya? sen özel hayattan mı bahsetmeye başladın.Arada böyle sürprizler yap :)
    tıppp,yaa yer değiştirelim mi?Ben daha ünili olmadım.Tıp için savaşıyorum şu lisede.Sen gel benim yerime geç,ben de senin.Ama en sinir olduğum şey;insanların istemediği meslekleri seçmesi.Sen kim oyunu getirdi ya?Madem değiştiremiyeceksin o zaman umarım ilerde bu mesleği sevmen için bir nedenin olur :) bana kalsa süper bir meslek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. umarım ya. sende umarım istediğin bölümde okursun.

      Sil
  6. :) Öncelikle yeni yaşını kutluyorum, keyifli ve sağlıklı yıllar diliyorum.
    Ne güzel dökmüşsün içini. O kadar güzel bir yaştasın ki... Tüm sıkıntılara rağmen genç olmak çok güzel. Depresyon size yakışmıyor. Kesinlikle kıymetini bilin ve kendinizi fazla üzmemeye çalışın gençler. Biliyorum "söylemesi kolay, sanki bizim derdimiz yok" diyeceksiniz ama mümkün olduğu kadar keyfinizi korumanızı tavsiye ederim. Gençlere gülmek yakışır.
    Ben senden büyüğüm ama doktorluk konusunda ne diyeceğimi bilemedim. İnsan sevmediği bir işi yapmamalı. Kesinlikle böyle düşünüyorum fakat diğer yandan da "bu geçici bir sıkıntıysa ve bırakıp ileride pişman olursan" demeden de duramayacağım. 3Gen'in dediği gibi biraz daha sabretmekte fayda var gibi. Bir de Tıp'ı zorla yazdıysan aslında ne yapmak istediğini merak ettim. Onu yazmamışsın. Tıp harici tercihin ne olurdu, gerçekten istediğin bir başka meslek var mı?
    18 Nisan'daki sınava çalışsan iyi edersin bu arada:) O sınav sıkıyor olabilir seni, atlatınca rahatlarsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim yorumun için, bence de haklısın gelecek için kaygılanmadan önce önümde ki en büyük problemi çözmeli ve sınava çalışmalıyım.

      Sil
  7. Yerinde olmak isteyen çok fazla insan vardır eminim ama sen orayı istemiyorsan hala neden oradasın? baştan başlamaya cesaretin mi yok? yoksa gerçekten yapmayı istedigin bir meslek mi yok?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. maalesef her iki dediğinde doğru. baştan başlamakdan korkuyorum, uğraşmak istediğim bir meslek ya da ulaşmak istediğim belli bir hedefte yok açıkçası.

      Sil
  8. Ahahah babana iyi güldüm ya, hala şirinler mi okuyon gerizekalı :D
    Tıp okumayan insanlar kolay görüyorlar, yani sanki işin ucunda sadece para ve sükse varmış gibi ama bilmiyorlar ki okuması nasıl. Ben de okumuyorum gerçi, okumak istiyorum ama tanıdıklarımdan biliyorum nasıl çalıştıklarını. Kolay gelsin yani sana, umarım eninde sonunda mutlu olursun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. allah için ben sınava hazırlanan herkese kulağına küğe olsun. parası için seçmeyin tıpı, gerçekten istiyorsan seç yokssa. mimarlık okuyup daha az yorularak, daha fazla kazanabilirsin emin ol. ya da başka mühendislikte okuyarak

      Sil
  9. Önce nice mutlu, sağlıklı yaşlar dilerim :)
    Sınav sistemindeki hatalara rağmen güzel bir bölüm kazanmışsınız. İnsanlara hangi kafası çalışan kişi bayılıyor ki? Yine de bu toplumda uygar bir şekilde yaşamaya çalışmak lazım. Maalesef homo sapiens sapiens 200 kişilik topluluklar halinde yaşamayı rahatlatıcı buluyor. :( Sosyopatlık bünyeye ters bu bakımdan. Adalet mi yok? Bana karşı adil olanlara ben de olurum. İyi niyet mi yok bana iyi davranana ben de iyi davranırım. Sevgisizlik, saygısızlık? Niye beni sevene kötü davranayım ki? Yani olabildiğince ve saflık derecesinde salaklaşmadan düzgün davranmak.. İnsanlar böyle, yapacak bi şey yok. Yani kısaca, bölümünüz iyi, sizde bunu sürdürecek zeka ve kararlılık da görünüyor. Bir deneyin bakalım. Uzmanlık seçerken insanlarla daha az yüzgöz olacağınız bir taneyi seçersiniz. Mesela lise arkadaşım "göz" seçti, "insanlara daha az dokunurum" diye :D Ha, okuldaki uyuzlarla da çok muhatap olmaya değmez, merhaba-merhaba, bitti.. İş hayatında çook daha uyuzlarıyla karşılaşacaksınız. Üzerinde düşünmeye bile değmezler, bi müzik açın, bir kitap karıştırın, unutun. Ben bölümümü isteyerek seçmiştim ama 2. sınıfta "acaba?" dedim. Zordu. Sonra kendime kızdım, "Yaparsın!" dedim, diktatör oldum. Şimdi memnunum işimden. Şimdi bir titrim var ve titr zamanında hiçbir şeyi beğenemeyen akrabaları bile titretiyor :D

    YanıtlaSil
  10. :D ahah yorumunuzu beni umutlandırdı çok sağolun. değişiklik yapmak için cesaretim yok zaten bu yolda devam etmem lazım çok fazla hasar almadan. yorumunuz içinde çok çok teşekkür ederim. :D

    YanıtlaSil
  11. 28 Mart'ta blog çevremde benimle doğan 3. kişisin :) Senin de geçmiş doğum günün kutlu olsun. Blogspot iyi doğum günü yaptı bu ay ldsjaklhdal. Mim'ler de güzelmiş. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cümlemizin diyelim o zaman. :) bu arada nerede senin izleyici sekmen :) blogunu izlemeye alacaktım bulamadım ?

      Sil
    2. evet yokmuş sen yazınca fark ettim, hemen düzenliyorum. ama yine https://www.blogger.com/home sayfasında sol tarafta EKLE 'den doğrudan linki kopyala yapıştır ile manuel blog takibi yapabilirsin, o dediğini de koyucam... ^ . ^

      Sil
    3. bak üşenmedim o şekilde ekledim ama sen yine :D koy bence bir izleyici sekmesi. :D güze bir uygulama sonuçta. :D

      Sil
  12. Çok geç gördüm yazını, geçmiş doğum günün kutlu olsun :/ Beni kalpten sevip, hatırlayan 3 kişiye facebook'un yapaylığında 2 cümle kuran kalabalığa bin defa tercih ederim. Bir de konser bileti hediye gelmiş bak bak. Bu serzenişlerin 1 tane bile (evet 1) arkadaşı olmayan Pontiye saç baş yoldurttu :)

    Mert şu an Tıp'ı devam ettirmek için onlarca sebebin olabilir fakat kalan ömrünü nefret ettiğin bir işte ölümü bekleyerek geçirmek istememek bütün bu sebeplerden daha ciddi ve geçerli bir sebeptir bana göre. Ben diplomalı bir mesleği olmayan biriyim. Çalıştığım iş yerinde kişisel yeteneklerimle varlığımı sürdürüyorum. Yıllarca madem üniversite okumadın memur ol dediler hayır dedim. Olamam ben memur. Kafayı yerim, mutsuz olurum, robot gibi insanların arasında çıldırırım.
    Maddi olarak ne zorluklar yaşıyoruz, memur olsam hayat çok daha kolay olurdu ama mutlu olur muydum? Hayır.
    Ki senin tek seçeneğin memurluk gibi sevmediğin bir şeyde değil. Daha çok gençsin bütün fırsatlar önünde, senin gidip yakalamanı bekliyor. Meylettiğin, sevdiğin, bir kez olsun aklından geçirdiğin bir meslek mutlaka vardır. Emin ol ileride yaşayacağın bezginlik ve mutsuzluk şimdi ailenin dilinden çekeceğin kahırdan bin beter olacaktır.
    Ha diğer yorumlarda denildiği gibi geçici de olabilir ama şu sözün beni çok etkiledi : "insanları kurtarayım gibi yüce bir amacım da yok, insanlar kadar nefret ettiğim bir varlık yok" Ben de aynen bu şekilde hissettiğim için ve seni tanıdığım kadarıyla doktorlukla hiç bağdaştıramadım seni. Demem o ki iyi düşün. 1 gün uzaklaş sürekli bulunduğun yerden, kafanı boşaltabileceğin bir yere git ve düşün. İleride "her sabahın köründe o zırıl zırıl alarm sesiyle uyansam bile severek gidebileceğim bir iş hangisi olurdu?" diye. İnan meslek insanın hayatını mutlu ya da mutsuz geçmesini belirleyen önemli etkenlerden biri. Çok iyi düşün... Tabuları yıkmaktan korkma.
    Glee'de anlatılan "hayallerinin peşinden koş" mesajı biz istersek hiç de masal değil, hatta hayatın ta kendisi.

    Babana ben de çok güldüm ya, eminim seni sinir ediyordur ama tam karikatür bir babaymış :D
    Bir de ilk defa kişisel bir yazını okudum anlatım dilini ve mizahını çok sevdim. Hep yaz bence :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ponti gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum, okul 4 yıllık olsa valla bitirir yeniden üniversiteye girerdim belkide hiç gocunmazdım. ama 7 yıllık okul bu bitse zaten yaşlanmış oluyorum valla ama bir yıl yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıp başka bir bölüme geçmeyide göze alamıyorum. sanatçı olmak isterdim ama ailem beni maddi olarak destekleyemez öyle bir durumda. iki ucu boklu değnek dedikleri durumu yaşıyorum anlayacağın. :D

      Sil
    2. Sen Mert'sin, büyük düşün :)

      Sil
  13. öncelikle şunu belirtmem gerek, yazının sonunda gördüğüm müzik hiç yardımcı olmadı. zaten yazı bitti ve tüm karamsarlığı üstüme aldım resmen. bir dostumun tavsiyesini aktarıyorum, 'müziği başa koy ki işe yarasın' .
    doğum günlerini asla herkes hatırlamaz ki zaten. maks. 4-5 kişi olmalı hayatında hatırlaması gereken, bir ordu dolusu candan dostun da olamaz ya. o yüzden diğerlerinin hatırlamamasını takma, seneye. :)
    okuduğun bölüme gelince, sevmiyorsan bırak bence. :D tabi buradan söylemesi kolay, ben yaşamıcam 1 senelik sınav derdini sıkıntısını.. ama yaşayacakların ne kadar zor olacak olsa bile, sevmiyorsan yürümez. hele ki tıp gibi bi bölüm. sen altı-yedi yıl okuyup bırakmayacaksın ki, tus a hazırlanacaksın, o yoksa aile hekimliğine sınav koydular falan fılan. (çok saptım. konu sistemin saçmalıklarına girmeden bitiriyorum.) demem o ki ömrün eşittir okumak olacak. ve sevmeden de yapamayacaksın.
    biliyorum sen bunu yazalı günler hatta aylar geçmiş. :) ama ben daha yeni görüyorum. umarım hayatına kendi dilediğin gibi yol vermişsindir. :)

    YanıtlaSil