Döndüm.

16:03


Evet arkadaşlar uzun süredir blogla ilgilenemiyordum daha önceki kişisel yazımda bahsettiğim gibi Gençlik Otobüsü programı için 21 Şubat'da İstanbul'a gittim. Aynı gün bir de komitem olduğu içinde ondan önceki haftalarda da sınava çalışmaya çalışıyordum, hiç çalışamadım en düşük notumu alacağım ama hayırlısı. Cuma'da salı gününe kadar İstanbul'da kaldım. Çok güzel bir 5 gündü gerçekten, yürümeyi pek sevmeyen biri olarak yürümekten ayaklarıma kara sular indi. İstanbul aşkımda bin kat daha arttı, ben ne kalabalığı ne de trafiğiyle karşılaştım ya da hiç önemsemedim. Her şeyiyle mükemmel başka bir şehir yoktur sanırım. Ablamla bir günde Beşiktaş'dan Ortaköy'e yürüdük yolda Kabataş Lise'sini, Galatasaray Üniversite'sini gördüm neden ben üniversiteyi burada okumuyorum diye kafamı yerden yere vurdum resmen. Sınava hazırlanan arkadaşlara önerim olsun, önemli olan bölümdür, şehir önemli değil yalanını yemeyin şimdi ki aklım olsa bu şehirde tıp okuyacağıma İstanbul'da diş okurdum.
İlk gün ablamın arkadaşının evinde kaldık, evi mükemmel bir manzaraya sahipti. Gece 12-2 arası kek yiyerek ve çay içerek keyif yaptık. Ağzım açık izledim bu manzarayı.
5 gün boyunca liseden arkadaşımın yanında kaldım, kendisi aynı zamanda ablamın da arkadaşı İstanbul'da tanışmışlar. Arkadaşın evi de çok güzel ve merkezi, Beşiktaş'ın göbeğinde oturuyor, o yüzden ulaşım sorun olmadı. Evlerinde bir kedi ve bir köpek besliyorlar, ikisi de çok tatlı ama köpek ne kadar yılışık ise kedi de o kadar utangaç. Evde çok takılmadık ama bir gece rakı masası kuruldu. Cumartesi günü de İstiklal'de ki Fabrika adlı barda otururken şerefsiz polisler, barın bulunduğu sokağa biber gazı attılar biz 4. katta olmamıza rağmen, acayip etkilendik. Televizyonda görüyordum ama yaşamak ayrıymış; gözlerin, yüzün, ağzının içi, burnun, genzin  her yerin yanıyor ve nefes alamıyorsun. Herkes daha önceden yaşananlardan dolayı bilgili olduğu için hemen garsonlar limon, süt ve peçete dağıttılar da ucuz atlattık. Eylem de internet sansürüne karşıydı, biber gazı yediğim için üzülmedim ama eyleme katılanların arasında olamadığım için gerçekten üzüldüm.
Aynı gün içinde de Beyoğlu Sineması'nda bağımsız film izleme hayalim olduğu için Beyoğlu Sineması'na gittik ve Only Lovers Left Alive'ı izledik. Ben filmi beğenmeme rağmen ablamın pek hoşuna gitmedi.
Kısacası İstanbul'a doyamadım, daha bir sürü şey yapmamıza rağmen hepsini tek tek anlatmaya gerek yok. Gelelim bloggera uzun süredir yoktum, hızlı bir geri dönüş yapmak istiyorum. Oscar'a çok az kaldı, o yüzden Oscar'a aday filmlerin yetiştiği kadarını izleyip, sitede yorumlayacağım, umarım seneye zamanı daha iyi kullanırım da bu kadar sıkışmam. Önümüzde ki bir kaç günde baya fazla yazı yazmayı planlıyorum. Bir diğer planım ise blog çekilişi yapmak, her şeyi kafamda kararlaştırdım ve nasıl yapılacağı hakkında bilgiyi de edindim. Fikrinizi de almak istiyorum bu konuda, bu işin adabı nedir? Önerilerinize açığım arkadaşlar lafınızı esirgemeyin.
#Not: Him&Her dizisine başladım ve bitirdim, acil olarak önerilir arkadaşlar yumulun ve hayatınızda görebileceğiniz en tatlı çifti ve gerçekçi bir aşk hikayesi izleyin. Pek yakın olmasa da bunu da yazacağım.
#Not: Yazarlık yaptığım siteden bir ay izin aldım, 2 haftası kaldı.

İlgili Yayınlar

5 yorum

  1. Aaaa yorumum uçtu iyi mi?! Hadi bakalım, en baştan bir daha :D
    İstanbul'da turistlik çok güzel, sürekli yaşamak da öyle midir acaba? Evin manzarası ne güzelmiş, ben burdan çatılara bakıyorum bütün gün :)
    Only Lovers Left Alive'ı ne zamandır bekliyordum, yarın gideceğim, kesin çok severim gibi geliyor :D
    Hiç çekiliş yapmadım ama görüyorum bloglarda, bırakılan yorumlardan kazanan belirlemek için bir numaratör gibi bir şey kullanıyorlar hep. Gerçi kedisine kurra çektiren de gördüm, o daha güzeldi :D
    Him&Her'e bakayım, seyredecek bir şeyler arıyordum zaten, iyi oldu tavsiyen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. umarım seversin, tilda için bile izlenir bence. :D bilmem öyledir bence, tek zararı dışarıda o kadar görecek ve yaşıyacak şey var ki insan kendine vakit ayıramayabilir. him&her'e kesin bak. :D bence son zamanın aşıklarına güzel komik bir bakış olmuş. :D

      Sil
  2. Ne güzel vakit geçirmişsin. Gençlik güzel şey, kıymetini bilin.
    Taksim'de garsonların limon, süt, peçete dağıtmaları ne kadar trajikomik bir durum değil mi? Geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. maalesef ki öyle, haklısınız gerçekten de bilmek gerek ama her yaşında kendi güzelliği var. :D

      Sil
  3. hoş geldin o zaman :) güzel bir kafa dağıtma haftası olmuş senin için. Biber gazına tesadüfen maruz kalmışsın ve buna ramen nasıl etkilemiş seni yani eylemdekilerin halini düşünemiyorum:(

    YanıtlaSil