Dabbe: Cin Çarpması

06:59


Ben genelde sinemaya tek giderim ya da 1 arkadaşımı alırım yanıma, toplu halde izlenen filmlerden de hiç zevk almam. Sinema dışında bilgisayardan ya da televizyondan kimseyle oturup beraber film izlemeye kalkışmam . Yapamam çünkü mutlaka dikkatim bozulur; o film belkide şimdiye kadar izlediğim en iyi en sürekleyici film olsa da sıkılır, arkadaşla muhabbet etmeye çalışırım.
Her neyse biz arkadaşla Avm'ye gidiyoruz öyle dolaşacağız. Tabi arkadaş bu arada diğer arkadaşlarıyla konuşuyor onlarda filme girecekmiş beraber girelim demişler. Ee tabi bende haliyle bir şey diyemedim, problem çıkarmak istemedim sonuçta. Sinema gişelerinin önünde buluştuk, toplam altı kişiyiz, normal olarak da her kafadan bir ses çıkıyor durumu var. Bende düşündüm, bari toplu izliyoruz We're The Millers (Bu Nasıl Aile) filmine girelim. Güleriz, komedi gırgır şamata geçer vakit. Birde bende Friends dizisinden gelen bir Jennifer Aniston hayranlığı var; canıma minnet diye düşündüm. Tabi arkadaşın, kız arkadaşlarından biri demez mi ''Ben Şeytan-ı Racim'e gireceğim o film için geldim''. Bir kaç kişi itiraz ettik; kızlar korktuğundan ben ise filmin bayalığından ve cindi şeytandı gibi saçmalıkların işlendiği filmlere girmek istemediğimden. Tabi kız baskın çıkıp, ''Siz istediğinize girin Şahan ile biz buna gireceğiz.'' diyerek, yanında ki oğlanı işaret edince bizimde pek seçme şansımız kalmamıştı.

Dabbe: Cin Çarpması Konusu


Filme giriş hikayem böyle, girmişken de bir eleştiri yazısı yazayım dedim. 10 liram heba oldu, bari film bir işe yarasın. Filmden bahsedecek olursam, hayatımda izlediğim en berbat filmdi sanırım, senaryo falan hak getire zaten. Bir de güya gerçekliği artırmak için el kamerasından çekim yapmışlar. Ama filmin zaten 50 dakikası kızın ''Abi şu kamerayı tut.'', ''Bekle kamerayı alıp geleyim, kaydetmek istiyorum.'', ''Kamerayı çevir.'', ''Kameram düştü.'' replikleriyle dönüyor. Filmde ki bu eğri büğrü yanlış kamera açları ve bir de korku, gerilim yaratmak için o kameranın sürekli düşmesi ya da kameraya sürekli birinin çarpmasından gına geldi. Hayır o değil bir de kahrolasıca film bitmekte bilmedi, ''Yani ne oyuncun oyuncu ne senaryon senaryo bari kısa tut şu filmi be adam.'' demeden edemedim tüm film boyunca. Buradan filmin yönetmeni Hasan Karacağdağ'a da sesleniyorum, hiç mi Allah korkusu yok be adam? Bıkmadın mı hep aynı tarz filmlerden, bir de bizim gibi salaklar da gidiyorlar böyle filmlere sıfır maliyetle çok iyi gişe yapıyor filmlerin sonuda gelmiyor böyle olunca.
Kritik soruysa şu ''Filminden korktun mu?'', cevap maalesef ki evet. Bunun nedeni ise tamamen kişisel, küçüklükten gelen bir takıntı sanırım; her ne kadar cinlere sürekli inanmadığımı iddia etsem de, üç harflilerden her zaman çok korkmuşumdur.
Siz siz olun, bu filmi izlemek gibi bir hata yapayım demeyin. Bu arada not We're the Millers'ı ne yazık ki hala izleyemedim.


İlgili Yayınlar

1 yorum

  1. İstemesem de bu tür filmlerle ilgiliyimdir. Bana kalırsa Karacadağ üzerinde işlediği bu konuyu filmdeki efektler ve seslerle alay konusu haline getiriyor. Amerikan korku filmi değil bu, bahsettiği şeyler de canavar değil. Dabbe yine iyi gibiydi izledin mi bilmem internet ağıyla ilişkilendirip olayı bağlamış ama diğer filmler cidden saçma geliyor. Oyunculuğu izlemiyorsun görsel efektleri izliyorsun sadece. Bir de saçma sapan ses efektlerini.
    Korkacak bir şey yok hem onlar hep seninle birlikte :D asdfsdf

    YanıtlaSil